Oğuz Kağan Destanı ve Dağhan ismi nereden gelir?

Tarih: 01.06.2012 14:12 | Kategori: Genel | 3590 gösterim

Oğuz Kağan Destanı

Oğuz Kağan (Mete, Mao-tun)

Türklerin en eski tarihinin kısa bir özeti olması yanında en önemli özelliği; diğer destanlardan farklı olarak olayları tek bir kişinin çevresinde toplamasıdır. Destanda, M.Ö 234 – M.Ö 174 tarihleri arasında hükümdarlık yapmış olan Hun hükümdarı Mete‘ye (Oğuz Kağan) olağanüstü kimi özellikler yakıştırılması ve iki eşiyle karşılaşmasının dışında, akınlar, savaşlar ve hayatı boyunca ulaştığı başarılar olabildiğince gerçekçi şekilde anlatılır.

Bütün Türk destanlarında olduğu gibi bu destanın da ilk şekli günümüze ulaşmamıştır. Destanın bize ulaşan 4 farklı şekli bulunmaktadır.

  1. Paris Elyazması
    Oğuz Kağan Destanının Uygur yazması, Paris Millî Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Uygur Oğuz Kağan Destanı M. Ö. 201 – 126 yılları arasında büyük bir göçebe devleti kuran Hiung-nu’larla ilgilidir. Oğuz Kağan’ın bu devleti kuran Mete olduğu ileri sürülmektedir.
  2. Rıza Nur’un Oğuznâme’si
    Rıza Nur, Oğuz Kağan Destanı’nı başka destanlardan parçalarla zenginleştirerek Oğuznâme adlı yaklaşık 6100 mısralık bir manzum eser meydana getirdi. Rıza Nur’un Oğuznâme’si 1928 yılında Kahire’de yayımlandı.
  3. Wang-Arat Basımı
    Paris’te muhafaza edilen Uygurca metnin yeni bir transkripsiyonu Willi Bang Kauf ve Reşit Rahmeti (Arat) tarafından hazırlanmış ve 1932 yılında Almanya’da yayımlanmıştır. Metin daha sonra Reşid Rahmeti Arat tarafından günümüz Türkçe’sine çevrilerek, 1936’da İstanbul’da yayımlanmıştır.
  4. Zeki Velidi Togan Versiyonu
    Zeki Velidi Togan, Raşit al-Din Hamadani’nin Cami’üt-Tevarih adlı kitabının ikinci cildinde yer alan Tarih-i Oğuzân ve Türkân başlıklı bölüme dayanarak 1972 yılında yeni bir “Oğuz Kağan Destanı” yayımlanmıştır.

Dağhan ismi nereden gelir?
Günlerden bir gün Oğuz Kağan Tanrıya yalvarırken karanlık bastı. Gökten bir gök ışık indi. Güneşden ve aydan daha parlaktı. Bu ışığın içinde alnında kutup yıldızı gibi parlak bir ben bulunan çok güzel bir kız duruyordu. Bu kız gülünce Gök Tanrı da gülüyor, kız ağlayınca Gök Tanrı da ağlıyordu. Oğuz bu kızı sevdi ve bu kızla evlendi. Günler ve gecelerden sonra bu kız üç oğlan çocuk doğurdu. Çocuklara Gün, Ay ve Yıldız isimlerini verdiler.

Oğuz ormanda ava çıktığı günlerden birinde göl ortasında bir ağaç gördü. Ağacın kovuğunda gözü gökten daha gök, saçı ırmak gibi dalgalı, inci gibi dişli bir kız oturuyordu. Yeryüzü halkı bu kızın güzelliğini görse dayanamaz ölüyoruz derlerdi. Oğuz bu kızı sevdi ve onunla evlendi. Günlerden gecelerden sonra Oğuz’un bu kızdan da üç oğlu oldu. Bu çocuklara Gök, Dağ ve Deniz isimlerini koydular…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

« »

Scroll to top