Daghan.com – Gerekirse YAZARım https://www.daghan.com Teknoloji, sosyal medya, veri merkezi (datacenter) üzerine Sun, 09 Dec 2018 12:05:37 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.0.1 İnsanlar Robotları, Robotlar da İnsanlığı Yönetecek https://www.daghan.com/insanlar-robotlari-robotlar-da-insanligi-yonetecek.dgn https://www.daghan.com/insanlar-robotlari-robotlar-da-insanligi-yonetecek.dgn#respond Sun, 09 Dec 2018 12:01:17 +0000 https://www.daghan.com/?p=5560 Gelecek on yıl içinde birçok iş kolunda robot ve yapay zeka teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak istihdam kaybı yaşanacağı ön görülüyor. İnsanların tek düze ve sürekli olarak tekrarladığı işlerin robotlara devredilecek olma fikri işçi sınıfının yeniden dizayn edilmesini de beraberinde getirecek. Nitelikli istihdam gücünü elinde tutanlar için panik yapacak bir durum görülmese de iş planını ucuz iş gücü üzerine kurgulayanlar için değişimin strese sebep olması kaçınılmaz…

Robotlar iş gücünü ele geçirip, insanları fakirleştirecek (mi)?
Karl Marx’ın ön görüsüne göre, kapitalist üretim tarzının önündeki en önemli engel, yine sermayenin kendisidir. Sermaye tüketim toplumunu engellemez ise daha fazla üretim ihtiyacı kaçınılmazdır. Bu ön görünün uygulamalı örneğini ise işçilerin kazanç yönünden kazanımlar elde etmeye başladığı İkinci Dünya Savaşı sonrasında görebiliyoruz. Ücretleri iyileşen işçiler daha çok harcamakta, tüketim daha çok üretimi tetiklemekteydi.

Gelişen üretim teknolojileri ve sanayileşme hamlesi ile üretim daha da artmasına karşın talep de aynı ölçüde arttı. Bu sistemdeki çıkmaz ise elde edilen toplam kârın, üretimin içinde bulunduğu ulusal pazar ile sınırlı olmasıydı. Bu sıkıntı ise globalleşen dünyada dış pazarlara açılma imkanları ile çözülmüş oldu.

Gelecek 10 yıl içinde öngörülen makinelerin üretime katılım oranının artması durumu da geçmişteki birçok sanayi devrimi gibi benzer şekilde yeni iş olanakları, iş kolları ve yeni pazarların ortaya çıkmasını sağlayacak. Dünya tarihinde tekerrür eden bu gelişim hamlesinin yeni versiyonu endüstri 4.0 kavramıyla karşımıza çıkıyor.

Beşinci Sınıf Ülkeler
Buhar makinesinin icadı ile ulaşımda tren ve hatta ticarette kıtalar arası gemi taşımacılığının kullanılması ve makineler sayesinde artan üretim sonucunda ortaya çıkan arz fazlası kendine yeni pazarlar bulmayı başarabildi. Ancak yaşanan bu süreçler sonunda belirli ürünlerin üretiminde söz sahibi olan ülkeler değişti. Kendini bu değişime uyduramayanlar üçüncü dünya ülkesi olarak tanımlandı. İşte tam bu noktada korkulması gerekenin işsiz kalmak değil geri kalmak olduğu anlaşıldı.

Problem, emekçinin yiyeceği bir somun ekmeği bulamaması değil, hayat standartları düşük dördüncü, beşinci sınıf bir ülkede bir somun ekmek karşılığı çalışması oldu.

Bahsettiğim, üretimde robot ve yapay zeka teknolojilerinin mevcut üretim şeklinin yerini alması süreci sonunda kimse açlıktan ölmeyecek ama hep şikâyet edilen dünyadan teknoloji olarak geri kalmış, fasoncu bir ülkede yaşıyor olmanın verdiği rahatsızlık nesillerin beynini kemirecek. Huzursuz bir toplumda yaşamanın bedelini ise sadece emekçi değil, sanayici, mühendis, elit kısım da ödeyecek!

Sonuç
Robotların insanları yönetmesi için onları programlayacak, üretecek başka insanlara ihtiyaç duyuyor olması (şimdilik) yeni iş kollarının oluşmasını sağlayacak. Mekanik, elektronik, programlama, yapay zeka tasarım mühendisliği gibi yeni meslekler ortaya çıkacak, var olan endüstri 4.0 uyumlu mesleklerin ise yıldızı daha da parlayacak. Ülkeler ise vatandaşlarını kontrol altında tutabilmek için un, şeker ve yağdan daha fazlasını halkına vermek zorunda kalacak.

Gelecekte olacaklar için kahve falı bakmaya gerek var mı? Tek yapmamız gereken dünya tarihinde sanayi devrimleri ile ilgili biraz arama motoru karıştırmak.

Geliyor gelmekte olan gelecek, sen de bugün endüstri 4.0’ı önemse ve keşfet…

]]>
https://www.daghan.com/insanlar-robotlari-robotlar-da-insanligi-yonetecek.dgn/feed 0
İnternet, Veri merkezi , Teknolojik Gelişimler – Sosyotrend https://www.daghan.com/internet-veri-merkezi-teknolojik-gelisimler.dgn https://www.daghan.com/internet-veri-merkezi-teknolojik-gelisimler.dgn#respond Thu, 01 Nov 2018 20:06:39 +0000 https://www.daghan.com/?p=5455 Olay TV’de yayınlanan Sosyotrend programında İsmail Alpen ile internet, veri merkezi , teknolojik gelişimler hakkında sohbet ettik.

İzlemek için:
Bölüm 1:https://www.youtube.com/watch?v=7e8jqDman64

Bölüm 2: https://www.youtube.com/watch?v=-VJTZ4o4yKo

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/internet-veri-merkezi-teknolojik-gelisimler.dgn/feed 0
iPhone “Crash” Eden Kod Bulundu https://www.daghan.com/iphone-crash-eden-kod-bulundu.dgn https://www.daghan.com/iphone-crash-eden-kod-bulundu.dgn#respond Sun, 16 Sep 2018 10:08:14 +0000 https://www.daghan.com/?p=5421 Güvenlik araştırmacısı “Sabri” iPhone’u birkaç satır kodla yeniden başlatmanın yolunu keşfetti.

Sabri Haddouche, sadece 15 satırlık bir kodla iPhone veya iPad’i çökerterek yeniden başlatan kodu yayınladı. MacOS Safari’de sayfayı görüntülenlerin bilgisayarları ise donarak ancak hard reset yapıldığında tekrar çalışır hale geçiyor.

Apple uygulamaları ve tarayıcılarının kullandığı iOS web oluşturma motoru WebKit’teki zafiyetten yararlanan açık, CSS’deki arka plan filtresi özelliği içine,

etiketleri gibi bir ton öğenin yerleştirilmesini sağlıyor. Aygıtın tüm kaynaklarının kullanılmasına sebep olan bu işlem sonrası kernel panic durumu oluşuyor ve cihaz kendini tekrar başlatıyor.

Açığı test etmek isteyenler aşağıdaki adresi mobil cihazlarında görüntüleyebilirler. MacOs safari ile görüntülemede ise bilgisayar cevap veremez duruma geçeceğinden kaydedilmemiş veriniz olmadığına emin olunuz(!)

https://www.daghan.com/apple-secret.html

https://twitter.com/pwnsdx/status/1040944750973595649

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/iphone-crash-eden-kod-bulundu.dgn/feed 0
Halkbank’a Ucuz Döviz Sattıran Hata Nedir? https://www.daghan.com/halkbanka-ucuz-doviz-sattiran-hata.dgn https://www.daghan.com/halkbanka-ucuz-doviz-sattiran-hata.dgn#respond Sat, 01 Sep 2018 10:09:52 +0000 https://www.daghan.com/?p=5208 31 Ağustos 2018 gece geç saatlerde Halkbank internet sitesinde piyasa fiyatının çok altında döviz satışı rakamlarının yayınlandığı fark edildi. Görünen fiyat hatası, sosyal medyada da hızla yayılınca bu fiyat üzerinden döviz alınıp alınmayacağı merak konusu oldu.

Sadece internet sitesi üzerindeki rakamların yayınlanmasında bir hata olduğu düşünülürken durumun böyle olmadığı ve Halkbank İnternet Şubesi ‘nden piyasa fiyatının çok altına döviz alınabileceği fark edildi.

Yani Halkbank‘ta ucuz döviz sadece bilgi amaçlı yayınlanan ekranlarda değil online işlem yapılan sistemde de hatalı olarak görülmekteydi ve bu hatalı işlem tutarından döviz alımı mümkündü.

Gerçekten işlem yapılabildi mi? Halkbank’tan ucuz döviz alındı mı?

Halkbank online internet şubesi üzerinden düşük fiyatlı döviz alımı yapılabildi.

Bir süre sonra kurumsal internet sitesinin erişimi kapatılan Halkbank, sosyal medyanın gündemi haline geldi. Düşük döviz kurunun, teknik bir hatadan kaynaklandığını açıklayan Halkbank, “Dış kaynaklı 3. parti bir yazılımda meydana gelen sistemsel ve operasyonel bir hata nedeniyle, 31 Ağustos 2018 günü akşamı piyasa kapanışı sonrasında, kısa bir süre için, Bankamız döviz kurları olması gerekenden farklı olarak yayınlanmış ve internet şubesi üzerinden hatalı kur seviyelerinden kısıtlı sayıda işlem yapılabilmiştir. Söz konusu işlemlere derhal müdahale edilerek, müşterilerimizin ve Bankamızın zararına hiçbir şekilde sebebiyet verilmemiştir.” açıklamasında bulundu.

Üçüncü Parti Yazılım nedir?
3. Parti Yazılım, işletim sistemi ve diğer geliştirme platformunu sağlayan asıl şirketin haricinde bir kişi veya firma tarafından geliştirilip satılan veya dağıtılan yazılım parçacığıdır. Tanımı daha kolaya indirgememiz gerekirse; 3. parti yazılımlar bir nevi yazılmış asıl bir yazılım için daha farklı biri tarafından geliştirilen bir ek modül veya ek paket yazılımıdır.

Ucuza Dolar Alanlara Ne Oldu?
Sabah saatlerinde ise ucuz dolar alanları bir sürpiz bekliyordu. Hesapları aldıkları dolar karşılığı kadar negatif yöne dönmüştü.

Rakamsal olarak incelendiğinde hesap limitleri dahilinde TL hesabın 500.000 TL, döviz hesabın ise 150.000 USD’den geri döndüğü görüldü.

Hatanın iş gününe kalmadan düzeltilmesi ise olası karışıklıklar için önem arz ettiği için gerçekleşen bu teknik hatada düzeltilerek müşterilere SMS ile bildirim yapıldı.

Halkbank SMS Bildirimi
Halkbank kısa mesaj ile yaptığı bildirimde ile hatanın düzeltildiği ve hesapların döviz alım öncesindeki bakiyelere döndüğü bilgisini verdi.

Online şubeden yapılan kontrolde hesap bakiyelerinin Halkbank ucuz döviz alım süreci öncesine döndüğü görüldü.

Bu hatanın da mesai saatleri başlamadan düzeltilmesi beklenirken, hatalı bu süreçte satın aldıkları dövizi ATM cihazları ile banka dışına çıkartmış hesap sahipleri olup olmadığı merak ediliyor…

]]>
https://www.daghan.com/halkbanka-ucuz-doviz-sattiran-hata.dgn/feed 0
Teknoloji, Endüstri 4.0, Bilişim Sektörü, Bitcoin, Bilişim İş olanakları https://www.daghan.com/teknoloji-bilisim-bitcoin-is-olanaklari.dgn https://www.daghan.com/teknoloji-bilisim-bitcoin-is-olanaklari.dgn#respond Fri, 01 Jun 2018 20:04:38 +0000 https://www.daghan.com/?p=4821 Dağhan Uzgur Olay TV’de yayınlanan Ekodinamik programında Feridun Eyüpoğlu’nun konuğu oldu ve bilişim sektörü hakkındaki soruları cevapladı.

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/teknoloji-bilisim-bitcoin-is-olanaklari.dgn/feed 0
BİSİAD’da Yeni Dönem https://www.daghan.com/bisiadda-yeni-donem.dgn https://www.daghan.com/bisiadda-yeni-donem.dgn#respond Mon, 23 Apr 2018 16:14:02 +0000 https://www.daghan.com/?p=4781 Bilişim Sektörü İş Adamları ve Profesyonelleri Derneği (BİSİAD) Olağan Seçimli Genel Kurulu Gerçekleştirildi. BİSİAD üyelerinin yoğun ilgi gösterdiği Genel Kurula, TÜBİFED Başkanı Şenol Anlaş, TÜBİFED Genel Sekreteri Mustafa Çalış, MARSİFED Başkanı Ramazan Kaya, MARSİFED Genel Sekreteri Ezel Zeydanlı ve çok sayıda basın mensubu da katıldı.

Divan Başkanlığını Şadi Özdemir’in yaptığı toplantıda görev dönemi boyunca kendisine ve yönetim kuruluna verilen destekten ötürü üyelere teşekkür eden BİSİAD Başkanı Osman Akın, “Bırakmasını bilmek, başlamasını bilmekten daha değerlidir; 12 yıldır üstlenmekten onur duyduğum BİSİAD Başkanlığı görevimi genç arkadaşım Dağhan Uzgur’a devrediyorum. Kendisinin liderliğinde görev yapacak Yönetim Kurulumuzun, derneğimizin çıtasını daha da yükselteceğine hiç şüphem yok.” İfadelerini kullandı.

Tek listeyle gidilen seçimde, Yönetim Kurulu Başkanlığına oy birliğiyle seçilen Dağhan Uzgur ise, “Yirmi yıllık geçmişe sahip köklü bir derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütecek olmanın heyecanı ve mutluluğunu yaşıyorum. Bilişim sektöründe ürün ve hizmet üreten birbirinden değerli şirketlerin yer aldığı derneğimizde, dünyaya yön veren bilişim sektörü adına ülkemiz için çalışmalar yapmak büyük bir mutluluk. Biz, gün geçtikçe yeni fertleriyle büyüyen bir aileyiz. Başkanlığımdaki yeni dönemde, BİSİAD’ın başarı çıtasını bulunduğu noktadan daha da yukarı taşımak ben ve yönetim kurulumuzun tek hedefi olacaktır.” sözleriyle konuşmasını gerçekleştirdi.

Seçimin ardından söz alan TÜBİFED Başkanı Şenol Anlaş ve MARSİFED Başkanı Ramazan Kaya da, Dağhan Uzgur’a tebriklerini sunarak, yeni Yönetim Kurulu’na başarılar dilediler.

Dağhan Uzgur Başkanlığındaki yeni BİSİAD Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu;
Dağhan Uzgur, Ertan Yılmaz, Nesrin Erdem, İdris Doğrul, M. Serkan Aksoy, Hüseyin Ocağışen, Turan Almammadov, Yiğit Kiremitçi, Ertuğrul Bektaş.

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/bisiadda-yeni-donem.dgn/feed 0
Rusya’nın Telegram Mücadelesi https://www.daghan.com/rusya-telegram.dgn https://www.daghan.com/rusya-telegram.dgn#respond Tue, 17 Apr 2018 09:32:50 +0000 https://www.daghan.com/?p=4771 Rusya, vatandaşlarının kullandığı internet servislerine ait sunucularının, Rusya toprakları içinde barındırılması konusundaki ısrarlarına devam ediyor. Rusya tarafından yapılan içerik kontrol talebine karşılık verenler servislerini kesintisiz olarak Rus vatandaşlarına sunmaya devam edebiliyor. Rusya her geçen gün talebin kapsamını genişletiyor. E-ticaret, ödeme sistemleri, sosyal medya siteleri dışında bireylerin kişisel mesajlaşma programları için de Rus hükümeti erişim talep ediyor.

Rusya, son olarak uçtan uca şifreleme yöntemi ile hizmet veren Telegram’a yaptığı talepte, mesajlaşma programına ait anahtarların kendilerine verilmesini talep etti. Telegram ise bu talebe karşılık yaptığı açıklamada; insanların özgürce haberleşme özgürlüğü olduğu ayrıca istenen anahtarlara kendilerinin de sahip olmadığını bildirdi.”

Talebin karşılanmaması üzerine Rusya, 13 Nisan’da Telegram websitesine erişimi engelledi. 16 Nisan’da ise mesajlaşma programının iletişim için kullandığı sunuculara ait IP adreslerine engelleme getirdi.

Rusya’da popüler olan Telegram’a yapılan engelleme sonrasında genellikle teknik bilgisi yüksek kullanıcılar tarafından kullanılan Telegram için alternatif bağlantı yöntemleri geliştirildi. VPN ve Socks5 proxy bağlantıları ile tekrar aktif olan Rus kullanıcıların sayısı artınca bu sefer Rusya, VPN ve proxy servisleri için kullanılan IP adreslerini engelledi.

Ücretsiz VPN ve socks5 proxy hizmetlerinin sağlanması amacı ile kullanılan Amazon Cloud ve Google Cloud servisine ait tüm IP adresleri engellendi.

Engellenen IP adresleri aşağıdaki şekilde listelendi:

AMAZON
52.58.0.0/15
18.196.0.0/15
18.194.0.0/15
18.184.0.0/15
35.156.0.0/14

GOOGLE CLOUD
35.192.0.0/12

Yapılan bu engelleme sonrası ilgili bulut teknolojilerini kullanan diğer servisleri de durumdan etkilenir hale geldi.

Avrupa, orta doğu ve orta asya üzerinde 70’ten fazla ülkenin ip adreslerinin organizasyonu ve tahsisini gerçekleştiren RIPE e-posta tartışma grubuna konu hakkında düşüncelerini ve yukarıdaki teknik bilgileri aktaran bir katılımcı (Juri) şu yorumları iletti:

“Yaşanan bu durumun hiçbir ülkede hoş karşılanacağını sanmıyorum. Biliyorum, bu tip konularda (internet özgürlüğü) bir fikir birliğine varmak kolay değil. Ama herkesin yaşanan bu durum hakkında tekrar düşünmesini istiyorum.

RIPE ve RIPE üyeleri olarak internetin istikrarından, güvenliğinden ve interneti daha iyi hale getirmekten yana sorumluluğumuz bulunuyor. RIPE topluluğunun normal internet kullanıcılarını ülke yönetiminin aldığı gayri meşru, irrasyonel ve kötü kararlardan nasıl koruyacağımız konusunda düşünmesini istiyorum.”

]]>
https://www.daghan.com/rusya-telegram.dgn/feed 0
Akşama Ay’da Bir Yemeğe Ne Dersiniz? https://www.daghan.com/aksama-ayda-bir-yemege-ne-dersiniz.dgn https://www.daghan.com/aksama-ayda-bir-yemege-ne-dersiniz.dgn#respond Mon, 01 Jan 2018 16:55:32 +0000 https://www.daghan.com/?p=4759 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 424 – Aralık 2017”
Geçtiğimiz ay Tesla markası ile elektrikli otomobil üreten, SpaceX ile uzay seyahatlerinin seyrini değiştiren ve Hyperloop ile toplu taşımada çığır açmayı planlayan Elon Musk, Türkiye’deydi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Musk’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Görüşme sonrasında yeni Türksat 5A-5B uydusunun Musk’ın şirketi SpaceX ile uzaya gönderilmesi konusunda bir görüşme yapıldığını öğrendik. Musk’un roketi alıştığımızdan farklı olarak uzaya çıktıktan sonra geri dönebilen bir teknolojiye sahip, bu yüzden daha düşük maliyet ile uzaya kargo götürmek mümkün olabiliyor.

Uzay aracı üreten şirket kurmayı hayal etmek? Dahası bu fikir için yatırım almak ve dahi uzay gibi devletlerin tekelinde bir alanda başarılı olabilmek… Uzaya kıyasla daha bilindik bir alanda 2009 yılında Türkiye’de büyük bir veri merkezi inşa etmeyi başarabilen ben, bir de uzaya gitmeye kalksam tımarhaneye kapatılırdım diye düşünmeden edemiyorum. 10 yıl önce gençliğin verdiği enerjiyle direndim ve hedefime ulaşabildim.

Ülke finans sisteminin genç girişimcinin paçasından çeken tavrını unutmam mümkün değil. Türkiye’nin faize dayalı bankacılık sistemi nice büyük hayalleri öğüttü. Faizin düşük olduğu ülkelerde yatırımcı, vizyonundan değil, biraz da faizden daha karlı olduğu için mecburen hayale, girişime yatırım yapmak zorunda kalıyor. İşte faiz böyle illet bir bela. İnsan bir kez kolay para kazanmaya alışırsa, üretmek için uğraşır mı?

Bir hayalin peşinden koşmak
Kasım ayında Bilişim İş Adamları ve Profesyonelleri Derneği (BİSİAD) Başkanı Osman Akın ile birlikte Mesafe Fen ve Teknoloji Koleji’nin daveti ile gençlerle buluştuk. Osman Akın bilişimin tarihçesini, ben de sosyal medyanın doğru kullanımı hakkında gençlere deneyimlerimizi aktardık. Genç kardeşlerimizle birlikte zaman geçirmek çok güzeldi. Birçok mantıklı ve etkileyici soru aldık, cevapladık. Seminer öncesi okul turunda en sevdiğim uygulama; görevlisi olamayan kantin oldu. Öğrenciler fiyatları üzerinde yazan ürünleri raflardan alıyor, ücretini kantin kutusuna atıyorlardı. İlk duyunca sizin de şu an aklınıza gelen soruları okul müdürü Uğur Nikbay’a sordum ve başarı oranının oldukça yüksek olduğu bilgisini aldım. Okul, öğrencilerine bu güveni kazandırabilmişti…

Öğrencilerle sohbet sonrasında okulun yatırımcısı Mustafa Dağlı sohbetimize katıldı. İşin patronu Mustafa Dağlı’nın milyonlarca lirayı eğitime, hem de fen ve teknoloji lisesine harcaması, yaptığı gelecek planı ve vizyonu beni çok sevindirdi. Ne yalan söyleyeyim ayrıca bunu yapanın ben yaşlarda genç bir girişimci olması göğsümü kabarttı. Muhakkak ki onun da etrafında “yapma”, “etmeciler” eksik olmuyordur.

Adam Mars diyor!
Yazının sonuna gelirken aklıma yine Elon’un Mars planları geldi. Öngörü ve plana göre ilk seferde 100 kişiyi Mars’a götürecek yolculuğun 2023’te mümkün olacağı düşünülüyor. İlk seyahatten 30-40 yıl sonra Mars’ta bir milyon kişi yaşıyor olacak. Belki de bir kişinin hayali tüm insanlığın gerçeği haline gelecek. İşin güzel tarafı ömrümüz yeterse bu yolculuğu dünya gözüyle göreceğiz!

Günün sonunda ismi tarihte telaffuz edilenler hayallerinin peşinden koşanlar olmuyor mu? Ne demiş William Russell; “En büyük işler, büyük hayaller kurma özelliği olan insanlarca başarılmıştır. “

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/aksama-ayda-bir-yemege-ne-dersiniz.dgn/feed 0
Yanıyoruz! Söndürecek var mı? https://www.daghan.com/yaniyoruz-sondurecek-var-mi.dgn https://www.daghan.com/yaniyoruz-sondurecek-var-mi.dgn#respond Sun, 15 Oct 2017 16:39:42 +0000 https://www.daghan.com/?p=4753 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 423 – Kasım 2017”
Vergi ve MTV oranlarındaki artış, büyük huzursuzluğa sebep oldu. “Zam” haberinin olağan karşılanması da zaten beklenemezdi. Sistemin kilitlenmemesi için vergi artışına ihtiyaç duyuluyor olması ayrı bir tartışma konusu. Ama esas sıkıntı, zammın dengeli şekilde dağıtılamıyor olması. Şu hali ile orta gelir seviyesindekileri zorlayacak bir tablo ile karşı karşıyayız. Öyle ki; matematik hesabına göre asgari ücret yeni vergi artışı ile 1404 TL altına düşüyor. Bu durumun yaratacağı huzursuzluğu bertaraf etmek için ise torba yasaya ek bir madde konarak, asgari ücretin 1404 TL’nin altına düşmesi engelleniyor. Asgari ücretli yıl sonuna kadar bu rakamın altına düşmeyecek. Bu düzenleme 2017 yılı için geçerli sonrası için tekrar bakılacak.

Motorlu taşıtlar vergisinde ise %40 ile maliye bakanlığı kâbus gördürdü, son dakikada ufak bir indirim ile pozitif bir hava yaratılır mı belirsiz ama her halükârda artış oranı çok fazla. Ücretliye gelecek ek vergi yükü ise MTV ’den önemli. Bu artış, huzursuzluğun geniş bir tabana yayılmasına olacak gibi görünüyor.

İşin bilişim tarafında ise “indirimmiş” gibi sunulan bir değişim söz konusu. Eski adıyla “Deprem Vergisi” sonralarda, “Özel İletişim Vergisi” olarak hayatımızda kalıcı yer edindi. İletişim hizmetlerine uygulanan %5’lik ÖİV, yeni düzenleme ile %7.5’a yükseltiliyor. “İletişimde farklı vergi dilimleri tek orana eşitleniyor” gibi sunulsa da, sayısal olarak %5 ÖİV’ye muhatap daha fazla. Yani bilişim kalkınsın derken vergi ile cezalandırılmanın oranı yükseltildi. İşin daha trajikomik tarafı ise internet satın alarak hizmet üretenlerin ödediği vergi de artmış oluyor. Sadece son kullanıcı değil hizmet üreticisinin ham maddesinin vergi yükü de arttırılmış oluyor. Bu artış sonrası hem internet hizmetlerinin üretici maliyeti, hem de son kullanıcı vergi oranı ile toplam maliyet 2 kere yükseltilmiş oluyor.

Sektörel Vergi İndirimi
Beyaz eşya ve elektrikli ev aletlerinde ÖTV’nin sıfır, mobilyalarda KDV’nin %8 olarak uygulanması 30 Eylül’e kadar uzatılmıştı. İyi idi hoş idi ama muafiyet süresi doldu. Peki şimdi ne oldu? Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç ve İnegöl Mobilya Sanayicileri Derneği (İMOS) Başkanı Yavuz Uğurdağ, sünger maliyeti ve mobilya üretimindeki genel girdi maliyetlerdeki artıştan yakınıp, mobilyada %30-%35 zammın kaçınılmaz olduğunun bilgisini verdiler. Sonuçta muafiyet döneminde indirim vatandaşa ne kadar yansıtıldı bilinmez ama muafiyet bitince ciddi bir zam vatandaşın cebini yakacak gibi görünüyor. Çıkarılması gereken ders ise vergide sektör kayırmanın ne kadar yanlış olduğu. Bir sektöre muafiyet tanınınca diğerleri de talepkâr olduğu gibi sağladığı yararda mevsimlik grip aşısı etkisinde. Aynı kredi garanti fonunun dağıttığı paralar veya SGK prim ödemelerinin 9 ay ötelenmesi gibi anlık mutluluk kaynakları.

Şubat 2017 sayılı “9 Ay Sonrasını Düşünen Kahraman Olamaz” yazımda aynen şöyle yazmıştım: “9 ay sonra ülkede nasıl bir bolluk olacaktı ki çift SGK primi ödenebilecekti? İşveren detaylar üzerinde çok durmadı/duramadı. Ya kısmet dedi…”

Günler haftaları kovaladı, sonunda gördük ki sadece gün kurtarılmış, işin maliyeti katma değerli şekilde vatandaşa yansıtılmış. Yine Şubat yazımda bir de SGK affı öngörmüştüm, bu gidişle onunda eli kulağında… Çiftte SGK primleri ödenemeyince 2018’de bir SGK affı kapıyı çalabilir.

Belki de bu vergi algı işlerinde doğru yöntem budur. Plansızlık da bir planın parçası! Ne demiş Latin edebiyatının ünlü ozanı Horatius; “Carpe Diem”. Anı yaşa! Yani taktik-maktik yok, bam bam bam!

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/yaniyoruz-sondurecek-var-mi.dgn/feed 0
Yerli Motor https://www.daghan.com/yerli-motor.dgn https://www.daghan.com/yerli-motor.dgn#respond Wed, 11 Oct 2017 16:47:55 +0000 https://www.daghan.com/?p=4756 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 422 – Ekim 2017”
Devlet, yerli araç hikayesinin son bölümünde parasıyla üretimi durmuş bir aracın dünya kullanım hakkını satın almış, öncelerde bu alışveriş hakkında da bilgi vermemiş, aracın logolarını söküp, “Biz yaptık, yerli araç yaptık” diye tanıtmıştı. Kısa süre içinde arabanın Cadillac BLS olduğu anlaşılınca, 2015 yılında o dönemin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık şöyle demişti:

-Evet, adı geçen markanın platformunu satın aldık. Aksi takdirde sıfırdan bir platform kurmak 1 milyar dolara mal olurdu.

Açıklama vatandaş için makul gibi görünse de mühendislik bilgisi olanlar sessizce sonucu beklediler. Beklediler çünkü, bu aracın içten yanmalı motor için tasarlandığını biliyorlardı. Yani bu aracın son trend elektrikliye dönüşümü zordu. Ayrıca konu sadece motor değil, aracın tasarımı gereği elektrikli motora enerji verecek pil sisteminin yerleştirileceği yerin de olmamasıydı. Elektrikli motorların torkunun yüksek olması nedeniyle aracın tasarım dinamikleri elektrikli araca dönüşmeye uygun değildi.

Böyle bir yatırımı, vatandaşın parası ile devletin yapması konusunda yorum yapmak istemiyorum. Sonuçta yerli araçta verilen sözün tutulması için çabalanıyordu ama babayiğitler bir türlü bulunamıyordu. “Kendi işimizi kendimiz çözelim” diyenlerin de hatası, etrafta işi bilen olmaması veya söylenenlere kulak asmadan bir şey satın almanın heyecanına kapılmaktı.

BKNZ: Arama motoru, ara, “liyakat”, [enter]

Hazır arama motoru dedik, devam edelim. İngilizce “search engine” tanımının Türkçe karşılığı olarak türetilen “arama motoru”, interneti aramak taramak için elzem bir araç. Yerli araba derken, internet servisleri de yerli akımından payına düşeni aldı. Her ne kadar işi tarif ederken marka kullanmak doğru olmasa da, yerli sosyal medya yerine yerli Facebook, yerli arama motoru yerine yerli Google konusunda bir beklenti doğdu.

Yerli arama motoruna talep olunca da, Turkcell “Yaani” ismini koyduğu yerli arama motoru projesini açıkladı. Açıkladı açıklamasına da açıklamadan kısa süre sonra internet dâhileri Yaani’ye ait sistemin diğer arama motorlarının sunduğu verileri çekip kullandığını hatta bu verileri sunmak için bile hazır bir sistemi yabancı şirketten kiraladığını ortaya çıkardı.
Devamında Rus arama motorunun global pazara açılamaması nedeniyle ülkelere göre isim değiştireceği ve Yaani projesinin de bunun bir sonucu olduğu konuşuldu.

Arabada Cadillac BLS süreci bu sefer arama motorunda da yaşanıyordu. Kelli felli koca koca CEO’lar basın açıklaması yaparken aynı yerli araçta olduğu gibi ortaya çıkmayacak mı sandılar? Yoksa yerliye talep rüzgarında yelken mi şişirmeye çalıştılar, belirsiz…

Vatandaşın zekasını sorgulayan hamleler yaparak milli ve yerli duygularla oynanması can sıkıyor. Daha fenası umutsuzluk pompalanmasına sebep oluyor. Teknoloji ve bilimin zorlama ile üretilemeyeceğini artık anlamalı ve üretimin ortamını kurup, gençleri bilime dayalı eğitim sisteminden geçirip daha sonra hasat gününü beklemeliyiz. Bu işin başka bir yolu yok “Yaaaaani” !

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/yerli-motor.dgn/feed 0
Bu Estonya Artık Hoşaf Tadı Verdi! https://www.daghan.com/estonya-artik-hosaf-tadi-verdi.dgn https://www.daghan.com/estonya-artik-hosaf-tadi-verdi.dgn#respond Wed, 06 Sep 2017 15:57:41 +0000 https://www.daghan.com/?p=4749 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 421 – Eylül 2017”
Elektronik kripto para birimleri son dönemde oldukça popüler. Genelin kulak aşinalığı olan Bitcoin yanında Ethereum, Litecoin ve yüzlerce farklı isimde kripto para piyasada işlem görüyor. Kripto para kavramı, dünün konusu olmasa da dalgalı değerlenme potansiyeli ile ulusal basının da “sabun köpüğü” haberleri ile kendine yer bulabiliyor. Geleneksel basının özellikle teknoloji konusundaki “göz kanatan” teknoloji haberleri, konunun uzmanlarını sinir etse de ulusal mecralar haber yapıldıkça elektronik paraların değeri artmaya devam ediyor. Sonuçta reklamın iyisi kötüsü olmuyor…

Gerçek para ile satın alınarak giriş yapılan kripto para ile değer dalgalanmasına dayalı al/sat yaparak gelir elde edenlerin sayısı artıyor. Ama sonuç olarak elektronik para sistemlerinin geleceği sadece yatırım amaçlı kurgulanmış değil, gelecekte hayatımız içinde daha çok kullanılacak olması beklenen ve planlanan bir sonuç.

Devletin bastığı kâğıt paraya rakip olan elektronik paranın neden yükselişte olduğunun ise çok basit bir cevabı var. Özgürlük! Kripto para sisteminde, yapılan transferler herkese açık olarak izlenebilse de transferi kimin yaptığının bulunması transfer sahibi kendisini açık etmiyor ise kolay değil.

Estonya, “Estcoin” adını verdiği kendi kripto parasını çıkarıyor.
Estonya son dönemde bilişime yaptığı yatırım ile sürekli gündemde. Estonya iki buçuk yıl önce “e-vatandaşlık” adı verilen bir uygulama başlatmış ve yatırımcılar aldıkları dijital kimlik kartı ile uzaktan tüm bankacılık ve şirket kayıt işlemlerini yapabilir hale gelmişti. İnternet sitesi üzerinden form doldurup, kart bedelini ödeyen herkes Estonya’da şirket kurabilir hale gelirken, 22 binden fazla kişi programa kayıt oldu. Bu kartlar ile oturduğunuz yerden Estonya merkezli kurulan şirketler ise vergiden muaf olduğu için ciddi avantaja sahipler.

Tezgahını vatandaşının sırtına vurduğu ağır vergi sistemi ile döndüren bizim gibi ülkeler ise bu gelişmeleri burun bükerek izleyedursun, Estonya’nın yeni silahı “Estcoin” ile tanışmaya hazır olsunlar. Elektronik para hamlesi ile Estonya, yatırımcısının elde ettiği karı ülkelerine sokmalarını oldukça kolaylaştıracak imkanlar sunmak üzerine geliştiriliyor. Devlet alacaklarını kendi elektronik para birimi ile almayı hedefliyor, ülke içinde de bu paranın kullanıma açılması planlanıyor.

Hoşaf
TRT Haber’de yayınlanan “Bir Fikrin Mi Var” isimli yarışma programında ki “Organik Hoşaf” isimli proje ile ilgili sosyal medyada bir dünya yazıldı çizildi. Hep şikayet ettiğimiz sosyal medyanın kontrolsüzlüğü yine kendini gösterdi. Proje, yarışmayı kazanamamasına rağmen bu tip bir algı oluşturulmuştu. Organik hoşafın yeni bir icat olmaması hatta market raflarında bulunabilen ambalajlı alternatif ürün varken yeni diye sunulması hatalıydı. Bu denli ağır eleştiri yapılması doğru mu diye düşünüyordum ki “Organik Hoşaf” projesinin sahibi bayana bir başka ulusal kanalda rastladım. “Beni kıyafetimle ve inancımla eleştirdiler!” cümlesini duyduğumda hoşafın tadı azıma geldi ve programa monte edilen bu projenin gerçek bir “proje” olduğunu anlamış oldum. Toplumsal ayrışmayı bu denli kaşıyan işlerin son dönemde artıyor olması, bu konularda daha hassas olunması gerektiğini bir kez daha gösterdi.

Tabii biz hoşafın tadını düşünürken birileri de ülkesini kalkındıracak yeni projelerini açıkladı. Hoşaf moşaf derken de on günlük tatili patlattık. Oh ülkece en çok ihtiyacımız olan şeye kavuştuk yahu!

Şimdi soruyorum; sizce de bu estonlar yaptıkları işler, icatlar ile hoşaf tadı vermedi mi?

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/estonya-artik-hosaf-tadi-verdi.dgn/feed 0
Sen mi büyüksün Elma, yoksa biz mi? https://www.daghan.com/sen-mi-buyuksun-elma-yoksa-biz-mi.dgn https://www.daghan.com/sen-mi-buyuksun-elma-yoksa-biz-mi.dgn#respond Wed, 23 Aug 2017 07:21:38 +0000 https://www.daghan.com/?p=4743 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 420 – Ağustos 2017”
Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü ile dev dünya markalarını karşılaştırmak bu ara çok trend. Meşhur markaların piyasa değerleri ve elde ettikleri kârları o kadar dev ki, bizimle kıyas yapılınca ortaya vahim bir tablo çıkıyor. Bu verileri bende kimi zaman kullanıyorum ama daha çok teknoloji ve yazılım alanına dikkati çekmek için. Yoksa amacım elin markası karşısında ülkemiz değerlerini ezmek, hırpalamak asla değil…

Mesela Elma’nın her çeyrek karı açıklandığında buna benzer karşılaştırmaları okuyabilirsiniz: “Apple’ın 2017 itibari ile kasasında 261 Milyar Dolar, bizim Merkez Bankası kasasında ise 30 Milyar Dolar nakit paramız var. Elma’nın marka değeri; 815 Milyar Dolar, BİST’te işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri ise 203 Milyar Dolar! Bizim şirketler bir araya gelse elmanın bir dilimi oluyor. Elma nakit parasıyla BİST’e gelse bizim şirketleri toparlar üzerine de çay içmeye parası kalır…”

Yaklaşık olarak üç aşağı beş yukarı finansal veriler ve matematik olarak doğru. Rakamları çarp, böl, ruh haline göre benzetme türet, sıkıntı yok… Ama telefonu da kırıp yiyemiyorsun, çaya batırıp “kıtlayamıyorsun” be arkadaş! Markaya hak ettiğinden fazla değer biçiliyor olabilir mi? Merak ettim, twitter hesabım üzerinden bir anket düzenledim. Soru şıklarım ise şöyle oldu;

Apple’a hak ettiğinden fazla mı değer biçiliyor? Bizim şirketlerimiz yeterince değerlenmiyor ve değeri anlaşılamıyor mu? Para, marka önemsiz, önemli olan ülkenin milli ideolojisi mi?

Mini mini anketime göre %49 Apple’a hak ettiğinden fazla değer biçiliyor dedi. %11 değerimiz anlaşılmıyor (Bizi kıskanıyorlar) dedi. %40 ise mühim olan ideolojimiz, ülkece milli bir hedefimiz olsun dedi.

Bu anket bana ait bir sosyal medya hesabından yapıldığı için takipçi profilim ağırlıklı teknolojiyle haşır neşir kişilerden oluşuyor. Çıkan sonuca göre insanlar bu elmalı karşılaştırmadan hoşnut değil. Belli ki bu karşılaştırmayı yıllardır bizim gelişmiş ülkeler ile karşılaştırmamıza benzetmişler.

Sonuçlar farklı farklı yorumlanır ama bir de anketime gelen bir yanıt var. Yorum epey uzun, sahibinden özür dilerim, alan dar özet geçeyim;

“Siz değer üretirsiniz ve kullanıcı buna para verir. Oturduğunuz yerden değer yaratılmaz. Hesap makinesinden bozma bilgisayarları bugünkü haline getiren mühendisler olmalı. Mühendis adama 1500 lira veremezsin icabında evini sen tutacaksın araba vereceksin altına. Mühendis sana değil sen mühendise uyacaksın. Uzmanlar yetiştireceksin. Şirketinden çıkan CEO başka bir deve CEO olarak gidebilecek kapasitede olacak. Bizim ne gibi bir değerimiz var söyler misiniz? Direnç bile üretmezken yarı iletken teknolojisinde çığır mı açacağız? Süslü dileklerle olmaz. Patron kafasıyla olmaz. Diyorum ya icabında çalışanlarınız sizi azarlayacak. İlerici ve aydınlık olacaksın. “

İyi mahsuller ortaya çıkması için iyi bir ekosistem gerekir. Ekosistem nedir?
Wikipedia.com’a erişim yasağı olmasa, açıp bakalım diyeceğim ama site malumunuz kapalı, bu yüzden ekosistemin anlamını aktarayım: Ekosistem, belirli bir kısımda bulunan canlılar ile bunları saran cansız çevrelerinin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik arz eden ekolojik sistemlerdir.

Yani bir ürününün icadı, geliştirilmesi (Ar-Ge), üretimi ve dünyaya pazarlanması için uygun bir ortam gerekir. Mühendisleri bir odaya kapatıp, yap bana telefon, yap bana araba dediğinizde iklim müsait değilse, ortaya çıkan ürünü global pazarda bol sıfırlı marka değeri kazanması mümkün olamaz. Bilime saygı duyan, teknolojiyi destekleyen, düşüncelerin özgürce dile gelebildiği ortamlarda, verimli, karlı teknolojik mahsuller ortaya çıkar. Aksi durumda geleceğinden endişe edenlerin yaşadığı ortamda anca günü kurtarır işler yapılır.

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/sen-mi-buyuksun-elma-yoksa-biz-mi.dgn/feed 0
007 Maliye, Şirketlerin Peşinde! https://www.daghan.com/maliye-sirketlerin-pesinde.dgn https://www.daghan.com/maliye-sirketlerin-pesinde.dgn#respond Fri, 14 Jul 2017 07:44:43 +0000 https://www.daghan.com/?p=4737 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 419 – Temmuz 2017”
İnternetin sağladığı imkanlar sayesinde oturduğumuz yerden mobilya, giyim ve akla gelebilecek her kategoride alışveriş yapabiliyoruz. Hatta gündelik market alışverişi için bile interneti tercih edebiliyoruz. Domatesi, sivri biberi internetten almak kimilerine garip gelse de internetten market alışverişi çalışanlar için metropollerde hayat kurtarıcı bir çözüm… Vakit darlığından öte tek başına yaşayanlar için market torbalarını taşıma zahmetini ortadan kaldıran e-market siteleri sayesinde ürünün en kalitelisi kapıya kadar geliyor, daha ne?

E-ticaret öyle güzel böyle güzel ama her güzelin bir kusuru olur misali yurtdışı merkezli ürün ve hizmet satanlar Türkiye’ye yaptıkları satışlar için Türkiye’ye vergi vermiyor. Hal böyle olunca maliyenin dikkati yapılan bu ticaret üzerine yoğunlaşıyor. Geçtiğimiz günlerde Booking.com için alınan kararla Türkiye’deki oteller için yapılan rezervasyonlar durdurulmuştu. Karar sonrası zaten sıkıntılı günler yaşayan turizm sektörü, karara kazan kaldırsa da bugün için bir çözüm yolu bulamamıştı.

Şimdi ise maliye, ürün satışı yapanlar yanında hizmet satan ve Türkiye’de merkezi olmayan şirketlerden vergi almanın yolunu arıyor. Maliye, yurtdışı merkezli firmaların Türkiye’de vergi mükellefi olmasını sağlayamadığı için ürün ve hizmet satışlarından doğan vergiyi nasıl alabileceğinin yeni yollarını arıyor. Açıklanan yeni yöntemle Maliye, tahsilat aşamasında banka kanalıyla yapılan tahsilattan stopaj kesintisi yapmak gibi dahiyane bir fikir geliştirdiğini açıklıyor. Kredi kartından yurtdışına doğru ödeme yapılırken Türk bankacılık sistemi üzerinden yapılacak peşin kesinti ile ödeme eksik gönderilerek açık kapatılmak istense de bu hareketin iki sonucu olacağı kesin: 1- Ödemesini eksik alacak olan şirketler, Türkiye’yi kara liste yapıp ürün ve hizmet satmazlar. 2- Türkiye’den yapılan alışverişlerde stopaj tutarı ürün fiyatlarına eklenir. Yurtdışı şirketlerin Türkiye pazarını kaybetme riski, mükellef olup bir sürü vergi vermekten daha zahmetsiz. Bunun en iyi göstergesi mahkeme kararı ile birlikte Türk otellerine rezervasyonu durduran Booking örneğinden görülebilir.

Yurtdışı şirketler neden Türkiye’de şube açmak istemiyor?
Yurtdışı şirketlerin Türkiye’ye gelmeme sebebi; siyasi, yargı sistemi veya istikrar konusundaki endişeler olabilir. Ama bundan daha büyük problem, vergi sistemimizin kendisi. Vergilendirmedeki ve finansal alandaki karmaşıklık hem yerli hem yabancı yatırımcı açısından ülkede iş yapma konusundaki en önemli sorun.

“Financial Complexity Index 2017” raporuna göre; finansal alanda karmaşanın ve uyumsuzluğun en yüksek olduğu ülke Türkiye. İkinci sıradaki Brezilya’yı İtalya, Yunanistan, Vietnam, Kamboçya, Çin, Belçika ve Arjantin izliyor. Hindistan’ın 10’uncu olduğu Finansal Karmaşıklık Endeksi’nde Fransa 11’inci, Bolivya 12’nci, Arnavutluk ise 13’üncü sırada yer alıyor.

Araştırmayı yapan Hollandalı şirket (Vay Hollandalılar!) Türkiye’nin karmaşa listesinde ilk sırada olmasını şöyle özetliyor: Türkiye’deki muhasebe şirketleri, yapılan her işlemin kağıt çıktısını elinde tutmak zorunda ki sonradan başlarına bir iş gelmesin! Şirketlerin faaliyet kodları sürekli değişiyor, güncelleniyor. Bu değişim çoğu zaman takip edilemez duruma geliyor. Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), Özel İletişim Vergisi (ÖİV), Damga vergisi, Deprem vergisi gibi yerel uygulamalar uluslararası şirketler için anlamsız.

Gelişmiş ülkelerde vergi konusu beyana esas bir konu olduğu gibi seneye vereceğin vergiyi bu yıldan tahsil etmeye çalışan peşin vergi gibi garip uygulamalar da yok. Yine şirketin ödediği vergi sonrası ortakların kasadan para alırken bireysel olarak tekrar vergilendirilmesi gibi bir uygulama da söz konusu değil. Zaten tüm bu uyumsuzluklar nedeniyle, Türkiye’de vergi sistemi bir türlü dikiş tutmuyor, “af” çıkartılarak durum toparlanmaya çalışılmıyor mu?

Yasaklama, engelleme asla çare değil. Maliye’nin bankacılık sistemi, fatura, kredi kartı üzerindeki aşırı kontrolü bile bu işleri çözmeye yetmiyor. Sistemi kolaylaştırmak, yabancıyı burada ticaret yapabilir hale getirmek doğru olan olacaktır. Aksi durumda bu zihniyet ile, olan yine biz tüketicilere olacak…

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/maliye-sirketlerin-pesinde.dgn/feed 0
Küresel Isınma Kaç Reyting Alır? https://www.daghan.com/kuresel-isinma-kac-reyting-alir.dgn https://www.daghan.com/kuresel-isinma-kac-reyting-alir.dgn#respond Tue, 13 Jun 2017 12:24:43 +0000 https://www.daghan.com/?p=4734 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 418 – Haziran 2017”

Paris İklim Anlaşması, sera gazları salınımını azaltmaya yönelik önlemleri içeren bir anlaşma. Anlaşma 195 üye ülke tarafından imzalanması bakımından, dünya tarihinde iklim değişikliği ile ilgili en geniş kabul gören anlaşma.  Sera gazı salınımını azaltmak amacıyla anlaşmaya katılan ülkeler, 100 milyar dolar fonun gelişmekte olan ülkelere aktarılmasını hedeflemekte. Kasım 2016’da yürürlüğe giren anlaşma kapsamında fonda 10 milyar dolar toplanmış durumda.

ABD, Paris Anlaşmasından Çekildi.
Trump’un seçim kampanyasındaki vaatlerinden biri Paris anlaşmasından çekilmekti. Trump’a göre, küresel ısınma Çin’in ABD’nin önünü kesmek için uydurduğu bir yalandı. (ABD anlaşmadan çekilmiş olsa da anlaşmanın yasal hükümlerine göre, ABD ancak Kasım 2020’de anlaşmadan çekilmiş olacak.)

Trump’a göre anlaşma, üretimin daha pahalı yapılmasına sebep olacak önlemler içeriyor. Kömür kullanımının azaltılması anlaşmanın ana maddelerinden biri. Türkiye’nin de kabul ettiği anlaşmaya göre fosil yakıt kullanımında düzenlemeye gidilmesi gerekiyor. Dünyayı en çok kirleten ülkelerden biri olan Çin, Trump’ın ön kesme iddiasının aksine AB ile birlik olup anlaşmayı imzalamış durumda.

Çin’in bu anlaşmaya uyması ise global bir ekonomik krizi tetikleyecek güçte bir pahalanmaya sebep olabilecek kapasitede. Bu yüzden aslında anlaşmayı kimsenin doğru dürüst uygulayacağı da yok! Çünkü anlaşmada uygulamanın kalitesini denetleyecek bir mekanizma yok. Tamamen iyi niyet üzerine kurgulanmış bir anlaşma. Sonunda dünya için iyi şeyler olacak olsa da planlanan süre içinde bu iyileşmenin gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor. Belki de ABD’nin çekilmesi, denetimsizlikten kaynaklı olarak kendilerinin uygulayacağı önlemleri diğerlerinin uygulayıp uygulamayacağının belirsiz olması. Örnek olarak Türkiye’nin nükleer enerji üretimi, gazı, petrolü kendine yeter olmadığına göre kendi toprağından kazıp çıkarttığı kömürü kullanmaması ekonomik olarak ne kadar mümkün olabilir? Kömür yerine daha çok doğal gaz ile enerji üretmenin bize vereceği ekonomik zararı kim karşılayacak? Hepimizin çevreciliği maalesef fani hayatlarımızdaki günlük refah seviyesi beklentimiz ile doğru orantılı…

Televizyon izleme alışkanlıkları üzerine
Twitter hesabımda 1 Haziran tarihli reyting sonuçlarını AB grubu ve total izlenmeye göre yan yana koyup yayınlayınca kızılca kıyamet koptu. Son dönemdeki siyasi ayrışmayı işaret ettiğim reyting sonuçlarına gelen yorumlarda aynı çerçevede siyasi bölünmüşlüğü işaret etti. Herkes kendine göre haklı sebepler ile bu analize eleştirilerde bulundu. Sonuçlara geçmeden önce reyting ölçüm sistemi hakkında genel hatları ile bilgi vereyim:

Deneklerin evlerine yerleştirilen reyting ölçüm cihazları ile deneklerin izlediği yapımlar takip edilmekte. Yapılan ölçümlerde denekler gruplara bölünmüş durumda. Buna göre; AB grubu olarak nitelendirilen grup eğitim seviyesi yüksek olanlar, Total olarak isimlendirilen grup ise toplam izlenmeyi vermekte.
Reklam veren açısından AB grubu eğitim seviyesi ve buna paralel alım gücü açısından daha verimli görüldüğü için kıymetli. Ancak AB grubunu genel nüfusa oranlarsak ülkenin sadece %10’luk bir kısmını temsil ettiğini unutmamak gerekiyor.

Yayınladığım reyting raporunda 1 Haziran’da AB grubunda “Vatanım Sensin” birinci, Total grupta ise birinci Survivor. Total grupta “Nihat Hatipoğlu ile iftar” üçüncü sıradayken, AB grubunda aynı program sekizinci sırada. “Fatih Portakal ile FOX haber” AB grubunda tüm günde dördüncü, Total grupta ise sekizinci olduğu görülüyordu. AB grubunun geçmiş tarihli reyting raporlarında ise ATV’nin ilk ona az yapım sokabildiği görülüyordu.

Tabii bir de hiç televizyon izlemeyenler var ki onlar bu sonuçları çok anlamsız buluyor ve TV izleyen birinin eğitim seviyesinin ayrıca incelenmesini talep ediyorlar. Ama TV izlemeyen bu kesimin sayısal çoğunluğu genel nüfusa oranla etki edecek seviyede değil.

Buna benzer onlarca sonuç reyting ölçümlerinden kolayca analiz edilebilir. Özetle siyasi ayrışma TV izleme alışkanlıklarını da etkiler duruma gelmiş.

Şunu da unutmamak gerekiyor ki televizyondaki yapımları izleyiciler seçemiyorlar. Önlerine sunulanlar arasından izleyip izlememe olarak sonraki yapımlara yön verebiliyorlar. Bu açıdan bilindik televizyonculuğun sonu geldikçe insanların değerli vaktini neye harcadığını daha iyi anlayabiliyor olacağız. O güne kadar kriterimiz reklam gelirlerinin döndüğü reytingler.

]]>
https://www.daghan.com/kuresel-isinma-kac-reyting-alir.dgn/feed 0
Domateste Şahin, Salçada Karga https://www.daghan.com/domateste-sahin-salcada-karga.dgn https://www.daghan.com/domateste-sahin-salcada-karga.dgn#respond Sat, 13 May 2017 12:08:47 +0000 https://www.daghan.com/?p=4727 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 417 – Mayıs 2017”

Bildiğiniz üzere Türk domatesine ambargo uygulayan Rusya konusu, bakan seviyesinden domates fotoğrafı eklemek suretiyle twitlenince gündem oldu. Putin açınca “Bu ambargo döneminde Rusya’da yerli üretim için düğmeye bastık. Şu an için Türkiye’den eskisi gibi domates almayı düşünmüyoruz.” dedi.

Kahvaltı vakti genellikle, Servet Yıldırım ve Mahfi Eğilmez’in piyasayı yorumladığı “NTV Para Geri sayım” açık olur. Geçtiğimiz sabah yine kendilerine kulak kabartmış iken Servet Bey’in ilginç bir tespiti oldu: Domates üretimi konusunda Türkiye dünyada ilk sıraları alırken, domates salçası ihracatında olması gerekenden düşük sıralardaydı.

Bunu duyunca işte dedim ülkenin kronik sorunu burada bile baş göstermiş. Sen ülke olarak toprağa tohumu at, sula, gübrele, bin bir zahmet üret başkası senin ürettiğini alıp katma değerli ürün haline getirip senden çok kazansın, hatta onun bunun kaprisini çek ürünün tarlada kalsın! Bu denklemi fındık ve dünyaca meşhur çikolatalı fındık ezmesi içinde kurmak mümkün. Gerek domates gerek fındık üreticisinin mahsüllerini arzu ettikleri bedeller ile satamadıkları kesin. (Zaten eğer böyle bir mutlu tablo olsa idi ülkenin tarımdaki durumu içler acısı olmaz bu karlı işe yatırımcılar tam gaz yüklenirlerdi.)

Ekilecek tohum, verimli üretim teknolojisinin teşviği ve çiftçiye sunulan imkanları düzenleyen devlet olduğuna göre domates üretiminde ilk sıralarda, salça üretiminde domates üretimine oranla daha alt sırada olmak, domateste şahin, salçada karga olmak kesinkes devletin hatasıdır. Açıkçası kendi alanımda/sektörümde benzer durumları görmeye alışmış biri olarak domatesteki bu tablo bana çok acı geldi. İşin kötüsü artık domates üreticisi satılmıyor diyerek seralarda çilek üretimine yönelecekmiş. Sizce tadı tuzu kalmayan, yerli tohum ile üretimi “yasaklanmış” domates için bu kötü gidişi göremeyen, görüp müdahale etmeyen bu ülkenin geleceğine haksızlık etmiyor mu?

Wiki Engeli
İnternetle haşır neşir olanlar wikipedia isimli internet sitesini bilirler. Bir kelime veya tarihsel olay aradığınızda arama motoru torpillisi olduğundan en üst sonuç olarak çerçeveli merçeveli görünür. Genel olarak içeriğini sizin benim gibi normal internet kullanıcıları oluşturur. Merak edilen bir kelime veya olay ile ilgili açılan başlık altına insanlar bilgileri dahilinde içerik girerler. Daha sonra aynı başlığa gelen ihtiyaç var ise içeriği geliştirir, hatalı olan düzeltilir ve böylece büyük bir bilgi kaynağı ortaya çıkar. Akademik olarak amatör ağırlıklı insanların oluşturduğu bu kaynağın geçerliliği pek yoktur. Bir üniversite tezinde wikipedia referanslı bilgi kullanırsanız hocanız sizi sopayla kovalar, bilgiye gerçek referans ister. Yani özetle zamanımıza uygun şekilde hızlı ve sansürsüz bilgi edinmeyi sağlar.

İş böyle olunca; Türkiye’nin Suriye politikası ve Cumhurbaşkanı hakkında başlıklar açıldı. Hoşa gitmeyen bu içerikleri oluşturan editörler engellenemeyince de Bilgi Teknolojileri Kurumu aldığı karar ile Wikipedia’ya topyekün erişim engeli koydu. Beklenenin aksine gününü belgesel izleyerek ve internet üzerinde akademik araştırmalar yaparak geçiren halkımız için ansiklopedinin kapanması hayatı çok etkilemedi. Daha çok homurtu, turizm sezonu öncesi yurtdışından geldi. Hatta bazı yabancı tur operatörleri bu engellemeyi; “Türkiye’ye gitmeyin internete bile giremezsiniz” olarak kullandı.

Wiki engeli ile geçtiğimiz ay erişimi engellenen otel rezervasyon sitesi booking.com sonrası bir darbe de buradan yenmiş oldu. Booking.com engellemesinde vergi kaybı söz konusu olduğundan “eh peki” desek de bu sefer baltayı biraz taşa vurmuş olduk. Çünkü erişimi kapatılan sitenin Türkiye’den maddi bir kazancı veya reklam modeli yok. Yani şu durumda Türk insanı siteye ulaşamıyor ama tüm dünya hakkımızda yazılanları okuyor.

BTK: “Biz Kapatmadık!”
Tüm bu işler devam ederken ansızın anlık mesajlaşma programı Whatsapp’da yaşanan erişim problemi gözlerin BTK’ya çevrilmesine sebep oldu. Gözler kendilerine dönünce ülkedeki iletişim sektörünü regüle etmek, düzenlemek için faaliyet göstermesi gereken Bilgi Teknolojileri Kurumu Whatsapp üzerinde yaşanan bir iletişim sorununa açıklama getirmek zorunda kaldı. Yapılan açıklama ile düşülen durum trajikomikti. Çünkü devletin kurumu bir mesajlaşma programı için “Biz ellemedik, kendiliğinden bozuldu” diyordu. Bu açıklamayı yapmak zorunda kalıyor olmak internette kesilen her şeyden mesul tutulmak yine bir yerlerde bir şeylerin hatalı olduğunu gösteriyordu. Üzerine bir de hemen ertesi gün ülkenin en büyük GSM operatörü komple şalteri indirip, insanları saatlerce iletişimsiz bırakınca, iyice keyifler kaçtı.

Arka arkaya yaşanan negatif rüzgar, baharın gelişini bile geride bıraktı, vatandaşı diken üzerinde oturur hale getirdi. Bu negatif ruh halinin devam etmesi, iyileşmeyi geciktireceği kesin.

Yani acilen aç, kapat, engelle, yasakla kısmından kurtulup “Bu domates nasıl oluyor da salça olamıyor?” kısmına yoğunlaşmamız lazım…

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/domateste-sahin-salcada-karga.dgn/feed 0
Koalisyon Hükümetleri ekonomiye zarar verir mi? https://www.daghan.com/koalisyon-hukumetleri-ekonomiye-zarar-verir-mi.dgn https://www.daghan.com/koalisyon-hukumetleri-ekonomiye-zarar-verir-mi.dgn#respond Sun, 09 Apr 2017 10:46:10 +0000 https://www.daghan.com/?p=4701 Koalisyon hükümetleri Türkiye’nin büyümesine negatif etki eder mi? Görünüşe göre koalisyon hükümetlerinin ekonomik olarak büyümeye negatif etkisi bulunmuyor.

Türkiye’yi en fazla büyüten hükümet, Doğru Yol Partisi ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti koalisyonu olan 49. Hükümetti.

Koalisyon ve Tek parti iktidarından hangisi Türkiye’yi büyüttü?

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/koalisyon-hukumetleri-ekonomiye-zarar-verir-mi.dgn/feed 0
İnsanlığın Robotlarla İmtihanı https://www.daghan.com/insanligin-robotlarla-imtihani.dgn https://www.daghan.com/insanligin-robotlarla-imtihani.dgn#respond Wed, 05 Apr 2017 22:38:33 +0000 https://www.daghan.com/?p=4687 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 416 – NİSAN 2017”

Yazının başlığı, sanki serisi çekilecek bilim kurgu filmi… “İnsanlığın Robotlarla İmtihanı – 1” Yazı içeriğinde kahvemizi yapan, devlet dairesinde mühür basan robotlar var. Uzayda kurulacak koloni var. Hatta 2048’den bahsediyorum. “Ohoo 30 yıl, kim öle kim kala…” demiyoruz, 30 yıl önceyi yani 1987’yi düşünüyoruz. Özel televizyonlar kurulmamış. Google diye bir şey yok. Şu an 50 Milyar dolar kişisel serveti olan Facebook’un kurucusu Mark Elliot Zuckerberg ana okulunda. Evlerde ne bilgisayar ne de internet var. Sanki onunla doğmuşuz gibi gelen yanımızdan ayırmadığımız akıllı telefon, akıllısını bırakın, cep telefonu yok. Tüm bu gelişimleri bir nesil yaşamı içinde gördü, peki 30 yıl sonra neler olacak?

GİRİŞ: Düşmanını Tanı
İnsanların aynı yöntemleri kullanarak tekrarladığı işleri ve insan beyninin hatırlamasına imkân olmayan genişlikteki verinin taranıp işlenmesini artık robotlar yapıyor. Tek düze işler nasıl, otomotiv fabrikalarında yıllardır makineler tarafından yapılıyor ise yetenekleri daha çok artan robotlar artık biraz daha komplike işleri yapmaya başladılar.

Testleri başarı ile tamamlanan uzun yol taşımacılığı ve taksicilik otonom araçlar ile yapılmaya başlanıyor. Kahve dükkanlarında sevdiğiniz lezzetleri karıştıran baristaların yerini robotlar alıyor. Hatta robot barista çalıştıran kahve dükkânı açıldı, büyük talep gördü, zincir haline geliyor. ABD’de binlerce mahkeme kararını tarayabilen ve savunma üreten yapay zekâ avukat, alacak davalarında çalışmaya başladı. Medya, son dönemde ajansların geçtiği kategorik haberleri otomatik olarak web sitelerinde yayınlayabiliyordu. Ama artık insan tarafından yazılan haberleri de yapay zekâ yazabiliyor. Yapay zekâ, maçın skor bilgisi, oyuncuların top sürme süreleri, gösterilen kartlar gibi bilgiler sayesinde, biz insanların anlayabileceği haber metinlerini yazabiliyor. Bir ekonomi gazetesinde şirketlerin mali veri analizlerini inceleyen bir gazeteci aynı anda ancak birkaç şirketin mali raporunu haberleştirebilecek iken, yapay zekâ için ise bu konuda kısıtlama yok. Yeter ki veri olsun.


GELİŞME: İşçi, Memur, Emekli?
10 yıl içinde üretimde kaynak planlaması yapılmasını sağlayan ERP yazılımlarının endüstri mühendisleri ve üretim müdürlerinin yerini alması bekleniyor. Devlet dairelerinde ise 2045 yılına karar memurların yarısının robot olması ön görülüyor. “Yok artık, daha neler!” demeyin. “Yok artık!” diyenlerin karşında mühür basan robot hayal ettiğini tahmin ediyorum am aslında fiziksel olarak mühür basan bir robota ihtiyaç yok. Çünkü sizin zaten devlet dairesine gitmenize gerek kalmayacak. Yeni kimlik kartları ile dijital imzanız kart içinde yer alıyor. İnternet sayesinde kâğıt, imza, posta ortadan kalktığı için devlet dairesinde evrak koşturmak gerekmeyecek. Devlet işleri böyleyken vatandaşların kendi arasındaki alım satım işleri içinde yakın süre içinde belki de bilgisayarlarına kimlik kartlarını takıp, dijital imzaları ile onay vermeleri yetecek. Yani bu ve buna yakın imkanlar ile devlet dairesi merdivenlerini aşındırmak gerekmeyecek.

İşin emekliler tarafında ise emeklilik yaşının durmadan ötelenmesinden gidişat kendini belli ediyor. İnsan ömrünün uzamasına ek olarak nüfus arttıkça, daha fazla emekli, daha fazla emekliyi süspanse etmek için daha genç nüfus ve ötelenen emeklilik yaşı sarmalı karşımıza çıkıyor. Emeklilik için erkekte yaş şartı aranmadığı 1976, kadında yaş şartı aranmadığı 1981’den bugüne, sistemin kilitlenmemesi için yaş sınırının sürekli yükseltilmek zorunda kalması da işte tam bu yüzden. Öncelikle erkeklere yaş sınırının getirildiği 1976’dan sonra (Sigorta giriş yılı) erkekler 44 yaşında emekli olabilirken, kadınlar 38 yaşında emekli olabiliyordu. 30 Nisan 2008’den sonra sigortalı olan erkekler için emeklilik yaşı 2036 yılına kadar 60, kadınlar için ise 58 olacak. Emeklilik yaşı 2036’dan itibaren kademeli artacak ve 2044’de erkeklerde ve 2048’de kadınlarda emeklilik yaşı 65’e çıkacak.


SONUÇ: Bilim ve Teknolojiye Kafayı Takmak Lazım
Endüstri 4.0 ile sanayide robotların sayısı artıp, sadece nitelikli iş gücüne ihtiyaç olacağından, eğitim kalitesi düşük ülkelerin vatandaşını besleme olanağı azalacak. Bu sıkıntıyı yaşamamak için eğitimdeki kaliteyi arttırmak gerekecek. Kaliteli eğitim için de eğitime ayrılan kaynakların arttırılması ve aşırı “insan üretiminden” kaçınılması gerekecek. 10 ara eleman yerine 1 gerçek robot planlayıcısı/mühendis yetiştirebilmenin yolunu bulun ülkelerin vatandaşları daha müreffeh bir yaşam sürebilecekler.

Bu gerçeği görmekte zorlananlar, planını şimdiden yapmayanlar ise ellerindeki genç ama işlevsiz nüfusu beslemekte büyük zorluk çekecekler. Bizde ise pek popüler söylemlerden olan “Ara eleman çok önemli” tespiti realitesini kaybedecek gibi görünüyor. Siyasete kurban giden meslek okulları, sonrasında yapılan hatadan dönülse de toparlanamadığından ülkece ara eleman fikirden vazgeçmek zor olmayacaktır. Yeter ki bu sefer dünyanın akışına ayak uydurabilecek bir sistem zamanı geçmeden uygulanabilsin.

Ağır sanayi hamlesi yapayım derken, tarımı kaybeden, tam ağır sanayi işini becermişken, dünyanın yazılımdan, bilişim teknolojilerinden parayı kaldırması sonucu yaya kalan ülkemiz, bu sefer Endüstri 4.0 ve robot teknolojisinin getireceği olanakları yakalasın.

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/insanligin-robotlarla-imtihani.dgn/feed 0
AKBANK Sistemleri Çöktü! https://www.daghan.com/akbank-sistemleri-coktu.dgn https://www.daghan.com/akbank-sistemleri-coktu.dgn#respond Mon, 27 Mar 2017 12:44:12 +0000 https://www.daghan.com/?p=4680 27 Mart 2017 saat 10:00 itibari ile AKBANK sistemleride problemler yaşanmaya başlandı.

Sanal POS hizmetleri dahil olmak üzere hizmet veremeyen AKBANK‘ın internet sitesi de hizmet veremediği gibi, mobil cihazlardan, pos makinalarından ve ATM’lerden işlem yapmak isteyenler hatayla karşılaştı. Başlangıçta siber saldırı olarak yorumlanan teknik problemin ilerleyen saatlerde sistemsel bir arıza olduğu konusunda bilgi verildi.

AKBANK tarafından yapılan yazılı açıklamada; “Teknik sebepler ile banka içi sistemlerimizde geçici kesintiler yaşanmaktadır. Konu ile ilgili ekiplerimiz çalışmakta olup, en kısa zamanda hizmetlerimiz kesintisiz olarak devam edecektir” denildi.

Ancak olayın farklı bir yönünde AKBANK çalışanları bir süredir aşırı performans baskısı altında çalıştırıldıkları konusunda şikayet ederek greve gitmek isteselerde OHAL nedeniyle bakanlar kurulu tarafından alınan grev yasağı nedeniyle mümkün olamıyor.

AKBANK GREV’i hakkında basın açıklamasını okuyan Eylem Akçay;

AKBANK’ta grevin Cumhurbaşkanı ve bakanlar tarafından ertelendiğini söylerken “Akbank da zaten hazır olduğu bu kararla ilgili olarak hemen açıklama yaptı. Hazırdı, zira toplu sözleşme görüşmeleri geçen yıl Temmuz başında başlamış, Kasım’da ise ‘Bakanlar kurulu’ alakasız olsa da OHAL’den yararlanarak bir KHK ile alelaacele bankacılıkta ‘grev erteleme’yi yasaya eklemiştir” diye konuştu. “Grev kararı, ‘ertelenmiş’ olsa bile ciddi bir uyarı niteliğindedir” diyen Akçay, “Finans sektörü ayağını denk almazsa bir süre sonra isterse bizzat Sabancılar hükümeti kurmuş olsun, herhangi bir bakanlar kurulu herhangi bir grevi erteleyecek gücü bulamaz. Grev yasaklarıyla savunduğunuz ekonomi kendi ekonominizdir, ülkenin değil. Bu ekonomiyi ayakta tutmak için bundan sonra daha fazla yasaklamaya ve daha fazla baskıya ihtiyaç duyacaksınız. Ta ki gerçek ekonominin sesi ve sözü bastırılamaz hale gelene kadar” dedi.

Çalışma koşullarına da değinen Akçay, “Kârını enflasyonun 6 katı kadar artıran Akbank, sektörde birinci bankadır. Çünkü her Akbank çalışanı iki kişilik iş yapmaktadır. Diğer bankalarda şube başına 20 kişiyle çalışılırken Akbank’ta 15 kişiyle çalışılmaktadır. Buna rağmen bankanın çalışan başına düşen kârı, 0,250 ile diğer bankaların iki katıdır. Akbank’ın ekonomisi az sayıda çalışanın, çok yoğun çalışmasına dayanır” dedi.

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/akbank-sistemleri-coktu.dgn/feed 0
Siyaseten… Siyasetçi… https://www.daghan.com/siyaseten-siyasetci.dgn https://www.daghan.com/siyaseten-siyasetci.dgn#respond Tue, 21 Mar 2017 11:44:25 +0000 https://www.daghan.com/?p=4672 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 415 – Mart 2017”

Kimi dost meclislerinde bilim, bilişim, bilişimin ülke kalkınmasına olacak etkisinden bahsettiğimde söz dönüp dolaşıp “siyasete girmek” kısmına geliveriyor. Anlattıklarımızı beğenenler “sizleri pistlerde de görmek isteriz!” deyip gurur okşasa da siyasetçi olabilmek çok başka bir meziyet. Son iki hafta boyunca bunu tekrar ve tekrar, an ve an yaşadık.

Oyunbozan Hollanda

Avrupa’daki seçimler nedeniyle artan ırkçılık ve aşırı sağ akımın oylarını baskılamak için Avrupalı siyasetçiler AB görüşünden uzaklaşan beyanatlar veriyorlar. Bugüne kadar insanlığın yükselişi için ülkeleri birleştirenler duvar çekmekten, sınır dışı etmekten, dikenli tel çekmekten bahseder oldular. Ama işin özünde yine siyaset yattığından, siyasetin , politikacıları bu duruma sokması şaşırtmadı. Başlarken dedim, siyasetin siyaset olabilmesi için sağ/sol bir görüşü içinde barındırması gerekiyor. “Ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum, futbolcu!” yaklaşımı siyaset için geçerli bir düşünce tarzı değil. Eee peki… İnsanların kardeşliği? Seyahat, düşünce özgürlüğü? Bilginin paylaşımı? Üzgünüm yok öyle bir şey. Sonumuz kendi elimizden gelecek.

Bilişim sektöründe bilginin kolay ulaşımı, bu alanda iş geliştirenlerin ortak dili de makine dili, yazılım dili olduğundan dünyanın herhangi bir noktasındaki biri ile iş yapmak çok kolay. Ortada gidip gelen fiziki bir mal olmadığından olsa gerek ticari güveni sağlamak kolay oluyor. Milyon TL’lik iş anlaşması için bir saatlik görüntülü sohbet yetiyor.

Türkiye’de Hollanda merkezli 2564 firma faaliyet gösteriyor. Türkiye’den Hollanda’ya giden girişimci sayısı ise 23.000! Hollanda merkezli şirketlerin ülkemize kazandırdığı katma değer bir kenara, bizim girişimcilerin son dönemde Hollanda’yı da tercih ettiği rakamlarla ortada. 17 Milyon nüfuslu ülkeye bizden 23.000 girişimci gitmiş ki bu az bir rakam değil. Şimdi siyaseten alınan kararlar bu alanlara nasıl etki ediyor birde bu açıdan bakmak lazım. 2 hafta önce iş geliştirdiğin adamın yüzüne bugün bakamıyor olmak çok sıkıntılı. “

“Yapılanı sineye mi çekeydik?”

Demek istediğim zaten bu. Siyaset hamlesini yaparken sizin yüz yüze baktığınız insanları düşünmez, vurur geçer… 2 gün sonra seçim var, elin “Hollandalısı” bunu mu düşünecek? Tabii ki yapılanın cevabını vermek lazım. Zaten bir süre sonra her şey normalleşecek, hayat rutine girecek. Bizim Avrupa’nın internet verisini Türkiye’de saklama projesi de varsın ötelensin, siyasetten önemli değil sonuçta…


Patates üreticisi dertli
NASA 1 Aralık tarihine kadar 2033 yılına kadar Mars’a ayak basılması için gereken yol haritasını meclise sunacak. Bu ufak iş için 20 Milyar Dolarlık minik bir bütçede kendilerine verilmesi onaylandı. Bunun yanında orada atmosfer oluşturmak için de çeşitli teoriler konuşuluyor. Kimi bir nükleer bomba diyor, kimisi yüksek frekans radyo dalgaları ile bulutlandırma teorisini konuşuyor. Havadaki yoğun karbondioksit miktarını düşürüp, oksijeni arttırarak, buz halindeki toprak altındaki suyu çözdürdüklerinde Mars yaşanacak yer olacak.

Bu işleri yapma sürecinde ise havadaki karbondioksitten (CO2) istifade ederek, karbonunu ayırıp, oksijeni ile insanlar yaşatılacak. Bunun için öncelikle bir oksijen jeneratörü Mars’a gönderilecek ve havayı emerek sıvı oksijene çevirecek. Bu sıvı oksijen aynı zamanda da roket yakıtı olabilecek.

Can boğazdan gelir, Mars’a gidildiğinde yemek içmek konusundaki sıkıntı patates ile çözülebilir deniyor. Mars toprağı patates yetiştirilmesine elverişli gibi görünüyor. Ülkemizde patates üreticisi ilk 5 il sırasıyla; Niğde, Konya, İzmir, Afyonkarahisar, Kayseri. Niğde’ye Mars patatesi rakip olur mu bilmem ama şu 20 Milyarı bize verseler o 20 Milyar dolarla neler yapmayız?

Sanıyorum NASA’dan daha iyi değerlendiririz değil mi?

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/siyaseten-siyasetci.dgn/feed 0
9 Ay Sonrasını Düşünen Kahraman Olamaz (mı?) https://www.daghan.com/sgk-prim-ertelmesi.dgn https://www.daghan.com/sgk-prim-ertelmesi.dgn#respond Fri, 10 Mar 2017 13:28:45 +0000 https://www.daghan.com/?p=4667 “EKOMETRE Yıl 16 Sayı 414 – Şubat 2017”

Her zamanki gibi ayın son günü, mesainin son saatinde işverenler SGK prim ödemesi yapmak üzere sisteme girdiğinde aylık prim ödemelerinin olması gerekenden düşük olduğunu gördü. Gözler fal taşı gibi açıldı! Aslında haber sürpriz değildi. 08.12.2016 tarihinde yapılan Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında SGK primlerinin 9 ay ertelenmesi kararı alınmıştı. Buna göre de Ocak prim ödemeleri Ekim’e, Şubat ödemeleri Kasım’a, Mart prim ödemeleri de Aralık 2017 tarihine ertelenmişti. Gündemi çok yakından takip etmeyenler için Ocak’ın sürprizleri bu kadarla kalmıyordu. 2016 sonunda yapılandırılan vergi borçlarının 2. taksit ödemesi de üç ay ötelenmişti. (Neyse ki vergi affı taksiti 3 ay ötelendiğinde SGK gibi üst üste pişti olmayacak, faizsiz şekilde tüm taksitler kaydırıldı)

“Vergi affının taksit öteleme affı”, taksit ödemesi yapacakları mutlu etti. Ama 9 ay sonra ülkede nasıl bir bolluk olacaktı ki çift SGK primi ödenebilecekti? İşveren detaylar üzerinde çok durmadı/duramadı. Ya kısmet dedi…

İsteyen istemeyen herkesin primini 9 ay ötelemek, çift ödeme ile affa giden sürecin de tohumlarını atmış oldu. Öteleme, isteyene uygulanacak şekilde bir düzenleme ile yapılsaydı, ödeme gücü olan düzeni bozmadan primini ödeseydi?

-Madem ödeme gücü olan var, ödeyeceği primi kenara koysun, 9 ay sonra ödesin!

Maalesef bu makine öyle çalışmıyor. Ocak’ta affedilen prim, 1 Şubat’ta çoktan yerini, adresini bulmuştu. Ülkede kenara SGK primini istifleyecek işveren varsa da helal olsundu…

Velhasıl kelam sonuç olarak ÖTV indirimi gibi bonkör ikramlarla birlikte piyasaya hareket getirilmek isteniyor. Sonuçta ne demişler? Sinir sahibi olmaktansa para kaybetmek daha iyidir.

Cep Ülkelerinde, Genç Girişimciler
Geçtiğimiz yıllarda Ruslar, Almanlar, İngilizler bizim turistik bölgeleri domine ederken, yerli emekli turist Türkiye’deki yükselen tatil maliyetinden şikayet edip, gücü nispetinde 9 taksit Avrupa’yı gezmeye başladı. Dönüşte sosyal medya hesapları heykel, müze fotoğrafları ile doldu taştı. Paket turcular maliyet artmasın diye ufak tefek ne kadar ülke varsa bizimkileri bir güzel gezdirdi. O zamanlarda olaya turistik gezi gözüyle bakarken son aylarda işin rengi değişti emekliler yerine girişimciler bu ufak tefek ülkelere daha bir dikkatli incelemeye başladı. “Falanca ülkede iş nasıl kurulur?”, “Filanca ülkenin vergi sistemi nasıl” diye onlarca sosyal medya grubu kuruldu. Nasıl, niçin derken girişimciler ülkeyi terk etmeye başladı…

Genç girişimcilerin Türkiye’deki bir derdi vergi. Daha yıl sonu kazancını görmeden tahakkuk eden “Geçici Vergi”, KDV, SGK, Bağ-Kur iş yapmayı zorlaştıran unsurlar. Tüm bu giderler toplanınca şirket sahiplerinden yıllık %45’e yakın bir vergi alınıyor. Ama 45.339 km²’lik cep ülkesi Estonya’da tüm bu vergiler %0! “Nasıl yahu vergi yok mu?” Vergi var ama şirketinizden para çekmek isterseniz var. Yani şirketinizi büyütmek isteyip, kasadan para almadığınız sürece herhangi bir vergi ödemiyorsunuz. Şirketiniz için yatırım yapmanızla ilgili bir kısıtlama yok. (Tafsilatlı bilgi için bkz: “Arama Motoru”)

Bu imkandan faydalanmak için ise oturduğunuz yerden, internet üzerinden 100 Euro masrafla bir e-vatandaşlık almak yetiyor.

Estonya’ya gitmeden AB ile iş yapabilen bir şirket sahibi oluyorsunuz. Eğer gemileri yakmak isterseniz şirketin verimine göre oturma izinleri için çeşitli imkanlar mevcut.

Estonya gibi Hollanda hatta Brexit öncesi Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye göç edenler, şirket süreçlerini tamamlamış veya zaten işi oralarda kurup devam ettirenler. Burada umutsuzluğa kapılıp işi dışında kendini de başka ülkelere taşımasının şöyle bir zararı var; İlk, orta, lise, üniversite bu ülkenin kaynakları ile okullarda okuyan ve iş yapma yeteneğine kavuşan, eğitimli, girişken, kafası çalışan gençler, hayata hazır bir şekilde başka bir ülkeye göç ediyor. Girişimin en sevmediği şey olan belirsizlik ve tutarsızlık işte burada karşımıza çıkıyor. Ekonomi profesörü olmaya gerek kalmadan görülebilecek risk ve hatalar küçük girişimciye nefes alma alanı bırakmıyor.

“Yahu bir SGK prim ötelemesinden nerelere geldin?” diyorsunuzdur ama işte bu belirsizlikler ülkenin sadece 9 ay sonrasını çalmıyor, geleceğini de çalıyor.

Göç uzmanı Prof. İbrahim Sirkeci’nin şu tespiti ile bitireyim:

“Entelektüel olan, sanata dair, eleştiriye dair her şeyi baskılamaya çalışmanın, aşağılamanın ve siyasete tabi kılmanın varacağı nokta, Ege’de ve Akdeniz’deki eski Yunan ve Roma kalıntılarını bombalamaya kadar gidebilir. Çoraklaşmanın tam karşılığı budur. Beethoven, Marx, Balzac, Tolstoy, Çehov, Fazıl Say, Nazım Hikmet, Aziz Nesin devreden çıktığında elinizde sadece Keloğlan kalır.”

Bunlarda Var:

]]>
https://www.daghan.com/sgk-prim-ertelmesi.dgn/feed 0