İnternet, Suç ve Ceza

Tarih: 16.01.2013 22:36 | Kategori: Internet | 109 gösterim

Her ne kadar internetin tohumu; Amerikan ordusu tarafından 1969′da Arpanet ismi ile askeri amaçlar için atılmış olsa da, sonrasında üniversitelerin ağı genişletmesi ve aktif kullanımı nedeniyle internet, hep özgürlük kelimesi ve geleceğin teknolojisi olarak anıldı.

Çok uzak değil, bundan sadece 15 yıl kadar önce internet; toplumun yer katmanına yayılmamış, sadece belirli bir kesim tarafından kullanılabilen lüks bir iletişim aracıydı. “İnternete girmek” efsanevi Dialup – Sesi ile başlardı. O dönem insanları için bu melodi, dünyaya açılan kapının, gıcırdayan sesiydi.

Koşan Köpek

90’ların yalıtılmış, kısıtlı internetinde kötülerden korumak bu kadar kolaydı…

İnternet popülasyonu bu denli artmadan önce internete; kafeden değil, evinden, hem de günde 3-4 saat süreyle bağlanabilme lüksüne sahip olabilenler şanslı azınlıklardı. İnternet, yasal düzenlemelerden, zorlamalardan uzak, özgürlüğün ve samimi dostlukların kurulabilediği eşsiz bir ortamdı.

Hiçbir zaman sahip olamadığımız düşünce ve düşündüğünü dile getirme özgürlüğünü kısıtlı bir sürede olsa bize yaşatan internet, ağızlara bir parmak bal çaldı, güzel anılar bıraktı ve hayatımızdan çekti gitti. Ortalama bir kullanıcının, uyumadığı her anında internet ortamına erişilebilir konumda olduğu düşünüldüğünde; bu yeni yaşam alanının da bir düzene, intizama ihtiyaç duyması normal olarak karşılanıyor. Ama… Ama çünkü artık internet = özgürlük değil! Sokakta başınıza gelebilecek her tür kötülük artık internetle ile de yanı başımızda.

Dost meclisinde konuştuklarınızı sosyal medyada paylaşırsanız yargılanabilir, gezdiğiniz internet siteleri yüzünden cezalandırılabilir, elektronik bankacılık araçlarının kötü kullanımı ile soyulabilir, sahte alışveriş siteleri aracılığı ile kandırılabilir, kalitesi düşen popülasyon nedeniyle hayatınız ile ilgili ciddi problemler yaşayabilirsiniz.

İnternet = özgürlük değil, internet = toplumun aynası…

Birileri elinde ceza makbuzu kim suçlu, kim suçsuz araya dursun Dostoyevski’nin romanlarından Suç ve Ceza’nın kısa bir özetini yapalım, belki aradığımız cevapları buluruz…

Başarılı bir öğrenci olmasına rağmen hukuk fakültesini maddi sebeplerden ötürü yarıda bırakmak zorunda kalmıştı. Kirasını bile doğru dürüst ödeyemediği pis ve köhne bir odada yaşamaya mecbur olmuştu. Sıkıntılı günler geçiren Raskolnikov için yine tefecinin yolu görünmüştü… Daha öncede eşyalarını rehin bıraktığı yaşlı kadın Teteri, getirdiği saat için 1.5 Ruble teklif etti. O da mecburen kabul etti.
Eve döndüğünde yorgundu, annesinden gelen mektubu gördü. Kız kardeşi, Luzhin adında çift memurluğu olan 45 yaşındaki biriyle evlenecekti. Yeni damat annesinin yanlarına taşınması için de yardım edecekti. “Bu evlilik olmayacak!” diye aklından geçirdi.

Dışarı çıktı bir kaç saat dışarıda dolaştıktan sonra bir yerde uyuya kaldı. Uyandığında dünyanın bu adeletsizliğine lanet etti. Para neden onu yönetmesini bilmeyen, adeletsizlerin elindeydi? Raskalnikov tefeci kadını öldürmeye karar vermişti. Paralarını alacak, öğrenimini tamamlayıp topluma faydalı bir insan olacaktı. Muhakkak ki topluma faydalı bir Raskalnikov, faizci bir kadından çok daha iyidir diye düşündü.

Kimseye görünmeden yaşlı tefecinin evine gitti. Onu ve görgü tanığı kalmaması için yaşlı Teteri’nin kız kardeşini öldürdü. Geride hiçbir iz kalmamasına karşın Raskolnikov müthiş bir tedirginlik içine düşmüştü. İnsanlığını ve masumiyetini kaybetmişti. Önceleri sevdiği kız Sonya’ya suçunu itiraf etti. Sonralarda  Raskolnikov, polise de teslim oldu ve cezasını çekmek üzere Sibirya’ya gitti.

 

Asıl suçlu kim? Raskalnikov mu? Yaşamak zorunda kaldığı ve onu suça iten toplum mu?

Bunlarda Var:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

« »

Scroll to top