007 Maliye, Şirketlerin Peşinde!

Tarih: 14.07.2017 10:44 | Kategori: Ekometre | 127 gösterim

“EKOMETRE Yıl 16 Sayı 419 – Temmuz 2017”

Gel nails first appeared in the U.S. in the early 1980s, Nail care
but were met with limited success. At the time, Nail gel polish
the manufacturers of gel lights and the gel itself had not joined forces, gel nail polish color set
not yet recognizing the need to precisely match the intensity of the light to the photoinitiators in the gel.Best gel nail polish
Nail techs and clients soon found out that ­using the wrong light or applying too much gel caused a burning sensation on the client’s fingertips.luxury nail gel
Additionally, education on gel application was limited, leaving nail techs in the dark about the product, and home-use ­systems were introduced around the same time, damaging the reputation of salon-use systems by ­association.Nail care
Nail gel

İnternetin sağladığı imkanlar sayesinde oturduğumuz yerden mobilya, giyim ve akla gelebilecek her kategoride alışveriş yapabiliyoruz. Hatta gündelik market alışverişi için bile interneti tercih edebiliyoruz. Domatesi, sivri biberi internetten almak kimilerine garip gelse de internetten market alışverişi çalışanlar için metropollerde hayat kurtarıcı bir çözüm… Vakit darlığından öte tek başına yaşayanlar için market torbalarını taşıma zahmetini ortadan kaldıran e-market siteleri sayesinde ürünün en kalitelisi kapıya kadar geliyor, daha ne?

E-ticaret öyle güzel böyle güzel ama her güzelin bir kusuru olur misali yurtdışı merkezli ürün ve hizmet satanlar Türkiye’ye yaptıkları satışlar için Türkiye’ye vergi vermiyor. Hal böyle olunca maliyenin dikkati yapılan bu ticaret üzerine yoğunlaşıyor. Geçtiğimiz günlerde Booking.com için alınan kararla Türkiye’deki oteller için yapılan rezervasyonlar durdurulmuştu. Karar sonrası zaten sıkıntılı günler yaşayan turizm sektörü, karara kazan kaldırsa da bugün için bir çözüm yolu bulamamıştı.

Şimdi ise maliye, ürün satışı yapanlar yanında hizmet satan ve Türkiye’de merkezi olmayan şirketlerden vergi almanın yolunu arıyor. Maliye, yurtdışı merkezli firmaların Türkiye’de vergi mükellefi olmasını sağlayamadığı için ürün ve hizmet satışlarından doğan vergiyi nasıl alabileceğinin yeni yollarını arıyor. Açıklanan yeni yöntemle Maliye, tahsilat aşamasında banka kanalıyla yapılan tahsilattan stopaj kesintisi yapmak gibi dahiyane bir fikir geliştirdiğini açıklıyor. Kredi kartından yurtdışına doğru ödeme yapılırken Türk bankacılık sistemi üzerinden yapılacak peşin kesinti ile ödeme eksik gönderilerek açık kapatılmak istense de bu hareketin iki sonucu olacağı kesin: 1- Ödemesini eksik alacak olan şirketler, Türkiye’yi kara liste yapıp ürün ve hizmet satmazlar. 2- Türkiye’den yapılan alışverişlerde stopaj tutarı ürün fiyatlarına eklenir. Yurtdışı şirketlerin Türkiye pazarını kaybetme riski, mükellef olup bir sürü vergi vermekten daha zahmetsiz. Bunun en iyi göstergesi mahkeme kararı ile birlikte Türk otellerine rezervasyonu durduran Booking örneğinden görülebilir.

Yurtdışı şirketler neden Türkiye’de şube açmak istemiyor?
Yurtdışı şirketlerin Türkiye’ye gelmeme sebebi; siyasi, yargı sistemi veya istikrar konusundaki endişeler olabilir. Ama bundan daha büyük problem, vergi sistemimizin kendisi. Vergilendirmedeki ve finansal alandaki karmaşıklık hem yerli hem yabancı yatırımcı açısından ülkede iş yapma konusundaki en önemli sorun.

“Financial Complexity Index 2017” raporuna göre; finansal alanda karmaşanın ve uyumsuzluğun en yüksek olduğu ülke Türkiye. İkinci sıradaki Brezilya’yı İtalya, Yunanistan, Vietnam, Kamboçya, Çin, Belçika ve Arjantin izliyor. Hindistan’ın 10’uncu olduğu Finansal Karmaşıklık Endeksi’nde Fransa 11’inci, Bolivya 12’nci, Arnavutluk ise 13’üncü sırada yer alıyor.

Araştırmayı yapan Hollandalı şirket (Vay Hollandalılar!) Türkiye’nin karmaşa listesinde ilk sırada olmasını şöyle özetliyor: Türkiye’deki muhasebe şirketleri, yapılan her işlemin kağıt çıktısını elinde tutmak zorunda ki sonradan başlarına bir iş gelmesin! Şirketlerin faaliyet kodları sürekli değişiyor, güncelleniyor. Bu değişim çoğu zaman takip edilemez duruma geliyor. Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), Özel İletişim Vergisi (ÖİV), Damga vergisi, Deprem vergisi gibi yerel uygulamalar uluslararası şirketler için anlamsız.

Gelişmiş ülkelerde vergi konusu beyana esas bir konu olduğu gibi seneye vereceğin vergiyi bu yıldan tahsil etmeye çalışan peşin vergi gibi garip uygulamalar da yok. Yine şirketin ödediği vergi sonrası ortakların kasadan para alırken bireysel olarak tekrar vergilendirilmesi gibi bir uygulama da söz konusu değil. Zaten tüm bu uyumsuzluklar nedeniyle, Türkiye’de vergi sistemi bir türlü dikiş tutmuyor, “af” çıkartılarak durum toparlanmaya çalışılmıyor mu?

Yasaklama, engelleme asla çare değil. Maliye’nin bankacılık sistemi, fatura, kredi kartı üzerindeki aşırı kontrolü bile bu işleri çözmeye yetmiyor. Sistemi kolaylaştırmak, yabancıyı burada ticaret yapabilir hale getirmek doğru olan olacaktır. Aksi durumda bu zihniyet ile, olan yine biz tüketicilere olacak…

Bunlarda Var:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

« »

Scroll to top