Big solar powered datacenter

Orada bir datacenter var, uzakta…

Tarih: 05.08.2012 10:24 | Kategori: Veri Merkezi | 245 gösterim

Görüşmede duygu ve düşünceler bölümüne gelinmiş, kahveler yudumlanırken; “Bir datacenter varmış” dedi, müşteri adayı… Bu yer o kadar büyükmüş ki, bir ucundan diğer ucuna elektrikli araba (Segway) ile gidiliyormuş… Veri merkezinin tükettiği elektrik ise neredeyse orta büyüklükte bir ilin kullanımına bedelmiş… Müşteriye verilen sunucular şu hızda, ram kapasiteleri bu büyüklükteymiş…

Tüm bunları sessizce dinleyip, önümdeki soğuk sudan bir yudum içtikten sonra ekledim: “Bunlar ne güzel şeyler değil mi? Ancak bizde o uzaktaki yerde olan imkanların yarısı olsa, biz burda ne imkansızlıkları imkanlı kılardık. Alçak gönüllü olmak isterdim ama bu şartlar altında bu sektörde iş yapmak başlı başına bir iş! ”

“Devlet bize yardım etsin diyorsunuz yani?” diye ekledi müşteri adayı.

“Devletimize zeval vermesin, devlet desteğinden öte genel olarak sektörde işleyişle ilgili onlarla aramızda kocaman bir fark var…”

Veri merkezi sektöründe onlarcasına şahit ve müdahil olduğum bu ve buna benzer dialoglarda yapılan hata ülkemizdeki hizmetler ile yurtdışı hizmetlerin karşılaştırılması. Değerlendirmelerde şunu unutmamak gerekir ki; “Orada solunan oksijen ile burada ki oksijen aynı değil.”

İnternet sektörünün neredeyse ağır sanayiden daha çok gelir getirdiği, bilişim çalışanlarının toplumsal kaliteyi arttırdığı yeni yeni anlaşılırken bu konudaki sorunlar şu şekilde sıralanabilir.

  • Donanım üretici markaların ülkelere göre gerçekleştirdiği pazarlama stratejileri 
    Yeni bir donanımın veya donanım teknolojisinin dünyada genel kabulu için özellikle A.B.D sonrasında avrupa pazarında başarı sağlaması gerektiği için bu bölgelerde ürünler daha uygun fiyatlarla ve olanaklarla tüketiciye ulaşabiliyor. Halen gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer aldığımızdan markalar açısından ülke pazarına sürülen ürünlerin satış stratejisi optimum karlılık için gerçekleşiyor. Bu durumda fabrika çıkışı olarak maça 1-0 yenik başlanıyor.
  • Üretici ile tüketici arasına distribütör katmanı
    Satış ve destek konularında ülkeye yatırım yapmak istemeyen markalar bu ihtiyaçlarını tüketici ile direkt etkileşim kurmayarak çözüyor ve alım-satımcı distributörler devreye giriyor. Marka ile direkt anlaşma sağlansa da yüksek miktarlı ve sürekli alımlar gerçekleştirilmediğinde ürünler distribütörü üzmemek adına distribütör kanalından geçirilerek ara katmana para kazandırılmaya çalışılıyor.
  • Ürünler üzerindeki vergiler
    Veri merkezinin ticaretini sürdürebilmesi için satın almak zorunda olduğu donanımlar ham madde olarak değerlendirilmediğinden ürünler normal vergi sistemi üzerinden geçerek son noktada ürünler üzerinde ciddi vergi yükü oluşturulmuş oluyor. Veri merkezi açısından kullanılan sunucunun ticari ömrü ise 2-3 yılı geçemediğinden bu konudaki ihtiyaçlar asla bitmiyor.
  • Enerji
    Teknolojik gelişimin önündeki büyük engellerden biri halen elektrik enerjisi olarak karşımıza çıkıyor. Altyapı yetersizliği, özelleştirme ile daha kötü yönetilen enerji şirketleri, ülkedeki enerji darboğazı gibi sebepler nedeniyle enerji maliyetleri oldukça yüksek. Stabil,kesintisiz enerjinin temini zor olduğu gibi enerji kesintilerinde kullanılan jeneratörlerin yakıtı, yine dünyanın en pahalı birim fiyatı üzerinden satın alınmakta ve gizli bir masraf kalemi olarak veri merkezinin karşısına çıkmaktadır.
  • İnternet erişimi
    Son bir yıl içinde ülkenin internet erişimi lokomotifi Türk Telekom tarafından özellikle veri merkezi işletmecileri talepleri ve piyasa koşulları nedeniyle yapılan özel kampanyalar ile fiyatlarda olumlu değişiklikler olsa da halen en yakın nokta olan avrupa ile aramızda dört kat fiyat farkı bulunmaktadır. Ayrıca veri merkezinin internet erişimi için ödediği fatura bedelinden önceleri %15 şimdilerde %5 özel iletişim vergisi tahsili yapılmaktadır. Ancak bir veri merkezinin ana ham maddesi olan internetin neden özel iletişim vergisi ile cezalandırıldığı ayrı bir tartışma konusudur.
  • Finansal ihtiyaçlar
    Bir veri merkezi için donanım tedariği konusundaki finans ihtiyacı kısa dönemde veri merkezi gelirleri ile karşılanacak büyüklükte olmadığı gibi ihtiyaç süreklidir. Ülkedeki bankacılık ve finans sektörü, işinin tamamını bilgisayar ve internet olanakları ile gerçekleştirmesine rağmen; “Nereden geliyor bu internet değirmeninin suyu?” sorusunu kendine sormuyor olsa gerek, özellikle bilişim,internet sektöründen halen korkmakta, temkinli yaklaşmakta ve bu sektöre verilen kredi/leasinglerde kılı kırk yararak mümkün olan maksimum seviyede veri merkezi işletmecisine işkence etmeyi, işletmecinin evini barkını ipotek altına almayı kendine görev bilmektedir.
  • Yasal düzenlemeler ve uygulamalar
    5651 sayılı yasada “yer sağlayıcı” statüsünde tanımlanan, kendinden talep edilmesi durumunda bilgi paylaşarak görevini tamamlayacak olan veri merkezi, her nedense bazı dosyalarda algı olarak yer sağlayıp, yardım ve yataklık eden şeklinde de yorumlandığından karakollar, adliye koridorları veri merkezi sahibi veya yöneticilerin uğrak yeri olmakta, verilen ifadeler sonrası dosyalar kişisel olarak devam etmekte, firma sahibi veya yöneticisi adının asla geçmesi uygun olmayan onlarca dosyada yer almaktadır.Madde 5 – (1) Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.”

Görüldüğü üzere beklentiler ve talepler alışılagelmiş şekilde sadece “devletten” değil. Ülkenin toplumsal yapısı ve teknolojik gelişime bakış açısı üzerine sihirli bir değnek değmediği sürece en az on yıl daha onların oksijeni ile bizimkisi aynı olmayacak.

Avrupada yaşanan yoğun ekonomik kriz ve ülkemizdeki sektörün gladyatör lokomotifleri sayesinde Türkiye, yarışta başa güreşiyor gibi görünse de bu on yıllık süreçte onlar bu dünyanın oksijen kaynakları yerine yeni keşifler için başka evrenlere yolculuğa çıkar mı? Belirsiz…

“Orada bir köy var, uzakta, o köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da o köy bizim köyümüzdür.

Orada bir ev var, uzakta, o ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalkmasak da o ev bizim evimizdir.

Orada bir ses var, uzakta, o ses bizim sesimizdir.
duymasak da, tınmasak da o ses bizim sesimizdir.

Orada bir dağ var, uzakta, o dağ bizim dağımızdır.
İnmesek de, çıkmasak da o dağ bizim dağımızdır.

Orada bir yol var, uzakta, o yol bizim yolumuzdur.
Dönmesek de, varmasak da o yol bizim yolumuzdur.”

Bunlarda Var:

5 Yorum

  1. Murat ATAR dedi ki:

    O günler gelecek sen hiiiç merak etme … 🙂

  2. Sami dedi ki:

    Resimdeki datacenter neresi ki acep 🙂

  3. Dağhan dedi ki:

    Fotoğraftaki datacenter; New Jersey’dan DuPont Fabros NJ1

  4. aytekin dedi ki:

    fark ettin mi bilmiyorum ama datacenter çatısındaki güneş enerji panellerini

  5. mustafa dedi ki:

    “O gemi bir gün gelecek İsmail abi”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

« »

Scroll to top