Çalışana esneeek mesai.

Tarih: 16.03.2016 21:32 | Kategori: Ekometre | 501 gösterim

“EKOMETRE Yıl 15 Sayı 403 – Mart 2016″

Dağhan Uzgur EkometreTürk insanı, karşılaştırmalı bir veri, analiz oldumu kendini hakir görmesi ile meşhurdur. Çalışma ve iş hayatı konuşulurken, “biz tembeliz” yaftasını kendine yapıştırıverir. Kimisi “tembelliğimizi” Akdeniz insanı olmamıza, kimisi de Ortadoğulu olmamıza bağlar. Ama değişmeyen genel fikir; en çok tatili biz yaparız, en az biz çalışırız.

Halbuki Amerikalı 33.8 saat, Alman 35.5 saat, Fransız 38 saat, İngiliz 37 saat çalışır. Türkiye’de haftalık yasal çalışma süresi 45 saattir. Cumartesileri dükkanı açmamak, ofise gitmemek lüks görülür. Alışveriş merkezleri neredeyse gece yarılarına kadar çalışır. Bankalardan mesai bitimi zamanında çıkabilen az görülmüştür. Bankacı çocukları vergi günü, yılbaşı derken ana babalarını görmeden büyür. Ya süper marketler? Eczaneler?

Amerika’da iş yaptığımız dönemde malum Türk tembelliği(!) saat 17:00 civarı günlük işleri görüp ofise geri dönerken asansörde bir Amerikalı ile karşılaştık. Ne var ne yok sohbeti sonrası adam; “nereye gidiyorsunuz?” diye sorunca biraz da yadırgayıp işe diyiverdim. Saatine baktı, “Saat 17:00 ,şimdi iş vakti değil, barbekü vakti, benim vaktim” dedi, bir gülümseme fırlattı yoluna devam etti.

Yukarıda saydığım ülkelerin ortalama gelirleri Türkiye’den yüksek olduğuna göre problem az çalışma değil, verimsiz çalışmadır. Haftanın 7 günü en az 8 saat iş yerinde bulunmak zorunda olanların 8 saat çalışmadığı, neredeyse 4 saatin iş ne imkan veriyor ise; internet, sosyal medya, muhabbet ile geçtiğini biliyoruz. Çünkü 8 saat boyunca odaklanarak bir işin yapılabilmesi insan doğasına da aykırı…

Esnek çalışma modeli ile çalışanlar istediği zaman ofise gelebilecek.
Teknolojinin bizlere getirdiği mobilite sayesinde lokasyona bağımlılık azalıyor. İşletmenin telefonu arandığında, bunu cep telefonundan yanıtlamak, yazışmaları e-posta ile halledip, sanal ortama aktarılmış veya bulutta oluşturulmuş metin belgelerine/dökümanlara online ulaşmak artık sıradan işler. Hatta 2016 itibari ile hayatımıza daha çok giren e-devlet’in nimetleri; e-fatura, e-arşiv, e-defter ile muhasebecinin yüzünü unutmamız bile büyük olasılık.

Meclise sunulan esnek çalışmaya ilişkin yasa ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesine “çağrı üzerine” çalışmanın dışında, “uzaktan çalışma” tanımı da ekleniyor. İşçinin, evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında çalışmasına dayalı iş ilişkisi “uzaktan çalışma” olarak adlandırılıyor.

Uzaktan çalıştırılacak işçi ile işveren arasında, iş sözleşmesi imzalanması zorunlu olurken, iş sözleşmesinde işin tanımı, süresi, yeri, ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin hususlar yer alacak. Ayrıca, işverenin işçiyle nasıl iletişim kuracağı, işveren tarafından sağlanan ekipman ve bunların korunmasına ilişkin yükümlülükler de sözleşme ile düzenlenecek.

Dünya çapında 44 bin kişi üzerinde yapılan “Çalışma Yaşamında Tercihler” araştırmasına göre, insanların yüzde 80’den fazlası esnek çalışma modeli ile daha verimli olabileceklerini söylüyorlar. Esnek çalışma modelinin, anne olan kadınları iş hayatına yeniden kazandıran, yeni istihdam yaratılması konusunda da insanlara destek olan bir sistem olduğu vurgulanıyor. Bununla birlikte ofis giderlerinin düşeceği de doğal bir sonuç.

Hal böyle olunca şirketlerin bir bölümü mesai konusunda sınırlamaları kaldırırken, bir bölümü de çalışanlarına belirli günlerde ofis dışından çalışabilme imkanı veriyor. Bu tip çalışma modelini benimseyen şirketlere örnek Roche İlaç Türkiye’nin tanıttığı sisteme göre çalışanlar, işlerini ofis dışında başka bir yerden de yürütebilecek. Çalışanlar, bağlı bulundukları yöneticilerini bilgilendirerek ofise gelmeden işlerine devam edebilecek. Masa telefonlarını cep telefonlarına yönlendiren çalışanlar, işle ilgili ani ihtiyaç durumunda da ofise gelebilecek.

Sistemin işlemesi için iyi bir iş bölümü sistemi ve iyi bir teknolojik altyapı gerektiği net bir sonuç. Mevcut şirket yapısını değiştirmeden esnek çalışma sistemine geçmenin işveren açısından yararsız olacağı makul bir sonuç. Ancak daha verimli iş üretebilmek için insan doğasını gözetmek ve buna göre bir işletim sistemi kurmak, işletmenin ömrünü de belirleyici bir unsur olacaktır.

İşverenler “Esnek Çalışma” hakkında tartışa dursun, bu sistem ile ilgili düşünceleri sorulan çalışanların da bu konuda çekinceleri yok değil. Çalışanların bu konudaki en büyük kaygısı işverene yararlarının azalacağı yönünde değil. Çalışanların yüzde 38’i yalnız kalmaktan, yüzde 32’si şişmanlamaktan, yüzde 62’si sıkıcılıktan korkuyorlar. Yani insan, doğasına uygun şekilde beklenti ve endişeleri korumaya devam ediyor.

Bunlarda Var:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

« »

Scroll to top