9 Ay Sonrasını Düşünen Kahraman Olamaz (mı?)

Tarih: 10.03.2017 16:28 | Kategori: Ekometre | 106 gösterim

“EKOMETRE Yıl 16 Sayı 414 – Şubat 2017”

Her zamanki gibi ayın son günü, mesainin son saatinde işverenler SGK prim ödemesi yapmak üzere sisteme girdiğinde aylık prim ödemelerinin olması gerekenden düşük olduğunu gördü. Gözler fal taşı gibi açıldı! Aslında haber sürpriz değildi. 08.12.2016 tarihinde yapılan Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında SGK primlerinin 9 ay ertelenmesi kararı alınmıştı. Buna göre de Ocak prim ödemeleri Ekim’e, Şubat ödemeleri Kasım’a, Mart prim ödemeleri de Aralık 2017 tarihine ertelenmişti. Gündemi çok yakından takip etmeyenler için Ocak’ın sürprizleri bu kadarla kalmıyordu. 2016 sonunda yapılandırılan vergi borçlarının 2. taksit ödemesi de üç ay ötelenmişti. (Neyse ki vergi affı taksiti 3 ay ötelendiğinde SGK gibi üst üste pişti olmayacak, faizsiz şekilde tüm taksitler kaydırıldı)

“Vergi affının taksit öteleme affı”, taksit ödemesi yapacakları mutlu etti. Ama 9 ay sonra ülkede nasıl bir bolluk olacaktı ki çift SGK primi ödenebilecekti? İşveren detaylar üzerinde çok durmadı/duramadı. Ya kısmet dedi…

İsteyen istemeyen herkesin primini 9 ay ötelemek, çift ödeme ile affa giden sürecin de tohumlarını atmış oldu. Öteleme, isteyene uygulanacak şekilde bir düzenleme ile yapılsaydı, ödeme gücü olan düzeni bozmadan primini ödeseydi?

-Madem ödeme gücü olan var, ödeyeceği primi kenara koysun, 9 ay sonra ödesin!

Maalesef bu makine öyle çalışmıyor. Ocak’ta affedilen prim, 1 Şubat’ta çoktan yerini, adresini bulmuştu. Ülkede kenara SGK primini istifleyecek işveren varsa da helal olsundu…

Velhasıl kelam sonuç olarak ÖTV indirimi gibi bonkör ikramlarla birlikte piyasaya hareket getirilmek isteniyor. Sonuçta ne demişler? Sinir sahibi olmaktansa para kaybetmek daha iyidir.

Cep Ülkelerinde, Genç Girişimciler
Geçtiğimiz yıllarda Ruslar, Almanlar, İngilizler bizim turistik bölgeleri domine ederken, yerli emekli turist Türkiye’deki yükselen tatil maliyetinden şikayet edip, gücü nispetinde 9 taksit Avrupa’yı gezmeye başladı. Dönüşte sosyal medya hesapları heykel, müze fotoğrafları ile doldu taştı. Paket turcular maliyet artmasın diye ufak tefek ne kadar ülke varsa bizimkileri bir güzel gezdirdi. O zamanlarda olaya turistik gezi gözüyle bakarken son aylarda işin rengi değişti emekliler yerine girişimciler bu ufak tefek ülkelere daha bir dikkatli incelemeye başladı. “Falanca ülkede iş nasıl kurulur?”, “Filanca ülkenin vergi sistemi nasıl” diye onlarca sosyal medya grubu kuruldu. Nasıl, niçin derken girişimciler ülkeyi terk etmeye başladı…

Genç girişimcilerin Türkiye’deki bir derdi vergi. Daha yıl sonu kazancını görmeden tahakkuk eden “Geçici Vergi”, KDV, SGK, Bağ-Kur iş yapmayı zorlaştıran unsurlar. Tüm bu giderler toplanınca şirket sahiplerinden yıllık %45’e yakın bir vergi alınıyor. Ama 45.339 km²’lik cep ülkesi Estonya’da tüm bu vergiler %0! “Nasıl yahu vergi yok mu?” Vergi var ama şirketinizden para çekmek isterseniz var. Yani şirketinizi büyütmek isteyip, kasadan para almadığınız sürece herhangi bir vergi ödemiyorsunuz. Şirketiniz için yatırım yapmanızla ilgili bir kısıtlama yok. (Tafsilatlı bilgi için bkz: “Arama Motoru”)

Bu imkandan faydalanmak için ise oturduğunuz yerden, internet üzerinden 100 Euro masrafla bir e-vatandaşlık almak yetiyor.

Estonya’ya gitmeden AB ile iş yapabilen bir şirket sahibi oluyorsunuz. Eğer gemileri yakmak isterseniz şirketin verimine göre oturma izinleri için çeşitli imkanlar mevcut.

Estonya gibi Hollanda hatta Brexit öncesi Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye göç edenler, şirket süreçlerini tamamlamış veya zaten işi oralarda kurup devam ettirenler. Burada umutsuzluğa kapılıp işi dışında kendini de başka ülkelere taşımasının şöyle bir zararı var; İlk, orta, lise, üniversite bu ülkenin kaynakları ile okullarda okuyan ve iş yapma yeteneğine kavuşan, eğitimli, girişken, kafası çalışan gençler, hayata hazır bir şekilde başka bir ülkeye göç ediyor. Girişimin en sevmediği şey olan belirsizlik ve tutarsızlık işte burada karşımıza çıkıyor. Ekonomi profesörü olmaya gerek kalmadan görülebilecek risk ve hatalar küçük girişimciye nefes alma alanı bırakmıyor.

“Yahu bir SGK prim ötelemesinden nerelere geldin?” diyorsunuzdur ama işte bu belirsizlikler ülkenin sadece 9 ay sonrasını çalmıyor, geleceğini de çalıyor.

Göç uzmanı Prof. İbrahim Sirkeci’nin şu tespiti ile bitireyim:

“Entelektüel olan, sanata dair, eleştiriye dair her şeyi baskılamaya çalışmanın, aşağılamanın ve siyasete tabi kılmanın varacağı nokta, Ege’de ve Akdeniz’deki eski Yunan ve Roma kalıntılarını bombalamaya kadar gidebilir. Çoraklaşmanın tam karşılığı budur. Beethoven, Marx, Balzac, Tolstoy, Çehov, Fazıl Say, Nazım Hikmet, Aziz Nesin devreden çıktığında elinizde sadece Keloğlan kalır.”

Bunlarda Var:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

« »

Scroll to top